Türkiye ilgili korkunç planı açıkladı: Dolar 17 lira. Merkez Bankası'nın faiz indirimine sert çıktı, Türkiye ekonomisiyle ilgili iğrenç planı duyurdu. Evren Devrim Zelyut'tan Çin itirazı: Dolar önce 15.5, sonra 17 lira olur

23 Eylül'deki Merkez Bankası Para Politikası Kurulu sonrası faizler indirilmiş ve o tarihte bu yana olan iki toplantıda faiz indirimi devam etmiş ve son olarak yüzde 16'ya çekilmişti. Bu kararlar sonrası dolar ve euro da rekor sıçramalar yaşandı, tepeden tırnağa her şey zamlandı. Ekonomist Evren Devrim Zelyut da bu politikayı eleştirenlerden. Ve son olarak Zelyut, Türkiye ekonomisiyle ilgili iğrenç, korkunç bir planı duyurdu ve bu önlenemediği takdirde doların 17 lirayı bulacağını söyledi.

Google Haberlere Abone ol
Türkiye ilgili korkunç planı açıkladı: Dolar 17 lira. Merkez Bankası'nın faiz indirimine sert çıktı, Türkiye ekonomisiyle ilgili iğrenç planı duyurdu. Evren Devrim Zelyut'tan Çin itirazı: Dolar önce 15.5, sonra 17 lira olur

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (Kurul), 12 Ağustos'taki toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 19 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermişti.

Merkez Bankası daha sonraki toplantılarda ise faiz indirme kararı aldı.

Faizin indirildiği ilk toplantı 23 Eylül'de olmuştu. 23 Eylül 2021'de politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 19’dan yüzde 18’e indirildi.

Bir sonraki toplantı ise 21 Ekim'de olmuş, bu toplantıda piyasanın beklentilerinin aksine rekor bir indirimle faiz yüzde 18'den 16'ye çekilmiş; 18 Kasım'da ise yüzde 16'ya indirildi.

Eylül ayından beri yapılan faiz indirimleri ile beraber piyasalardaki hareketlilik de başladı. Yabancı sermaye Türkiye'den çıkmaya, dolar ve euro da rekor üstüne rekor kırarak yükselmeye başladı.

Son faiz indirimine ilaveten, Cumhurbaşakın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'faizler düşecek' yönündeki tekrar eden açıklamaları sonrası dolar 13.50 rekoru kırıp, 12 liraya demir attı.

Son faiz indirimi sonrası piyasalardaki bu yangın enflasyonu da vurdu. Üreticilerin maliyetlerinin artması tüketicinin de belini büktü. Elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi enerji çamları sonrası bir çok ürün de zam görmeye başladı. Marketler tedarik sorunu yaşanan bazı ürünler için vatandaşlara 1 tane alım sınırı getirdi.

DOLAR KURU 12 LİRADA DURACAK MI?

İşte ekonomistler de uygulanan bu yeni ekonomi politikasına çok sert eleştiriler yapıyor ve  ekonomik ve siyasi reform yapma çağrısında bulunuyor. 

Bu ekonomistlerden biri de Evren Devrim Zelyut. Zelyut'a göre dolor kuru burada durmayacak ve 2022 yılı için en az 15 liralık bir hedef koyup, 17 liranın da zorlanacağını söylüyor.

Türkiye'nin Çin gibi olacağı yönündeki söylemlere sert çıkan Zelyut, Çin'in reform yaparak büyüdüğünü hatırlatıyor ve ekonomi önündeki tehlikeye dikkat çekiyor.

Zelyut'a göre Türkiye bir an önce her alanda reform yapmazsa dolar kurunun yükselmesinin önüne geçmek imkansız.

DOLAR KURU 15 LİRA, 17 LİRA OLUR MU?

İşte bu konudaki açıklamaları:

Türk ekonomisi hakkında yapılan çok iğrenç bir planı açıklayacağım. Bu plan tutarsa dolar kuru ilk önce 15.5 liraya daha sonra da belki  17 liraya kadar yelken açacak. Dolayısıyla biz eğer bu sorun, bu konu hakkında kumpasın farkında olursak, bu planı o kadar rahatlıkla bozabiliriz. 

Nedir bu plan?

Uzun zamandır medyada, basın çevresinde, iktisadı çevrelerde iş çevrelerinde fısıldanan bir konu var. Bu konu da Türkiye'nin Avrasya'da yeni bir Çin olacağına dair. Şimdi sadece ucuz işgücüyle Çin olunsaydı eğer, Afrika'daki bütün ülkeler Çin gibi olurdu. Ama bu iş ucuz iş gücüyle olmaz. Neden olmayacağını hem Türkiye hem de Çin'i karşılaştırdığınız zaman göreceksiniz.

 

Ve bir de zihinleri bulandıran başka bir konu var. Güya biz şu anda iktisadi kurtuluş savaşı veriyormuşuz. Bir yeni ekonomi politikamız varmış, acı reçete içecekmişiz. Ve bu acı reçete sonucunda Çin gibi kuvvetli bir ülke olacakmışız. Bu yalanı ortaya çıkarmak için Çin, nasıl Çin oldu ona bakmak lazım... Bu ülkeyi Çin yapamazsınız. 

Çin devamlı reformlar yaparak tıkanmanın önünü açtı. Biz şimdi acı reçete içip güzel günlere çıkacağız değil mi? Bizim sorunumuz nerede? Tarımda değil mi? Tarım ölmüş durumda. Ekili arazilerin oranı sürekli düşüyor. Ekonomide hangi reformu yapıp da tarımda üretimi artıracaksınız? Türkiye'de üreticiler ile tüketiciler arasında ağalar. var. Bir liraya üretilen ürün 10 liraya tüketiciye geliyor. Aradaki aracı yüzünden. Sanayide hangi reformlar yapıldı da düze çıkacağız. 

Eğitim reformu yok. Acı reçeteyi iç, 1.5 yıl sonra Türkiye düzelecek, Çin gibi olacak diyorsan kusura bakma Çin, eğitim, sanayi, tarımda deli gibi reform yapmış. O yüzden Çin olmuş. Sen bunları yapmadan acı reçeteyi iç diyorsan bu oyalamak demektir. 

Tarımda ve sanayide reform yapılmadığı için enflasyon 2022'de yüzde 30'a çıkacak. Bakın dolar kuru 12 liraya oturdu. 12 liranın yüzde 30'un aldığınız zaman 3.5 lira yapar. Demek ki 2022'de 12+3.5 topladığınız zaman 15.5 liralık bir dolar kuru ortaya çıkar. Ve bir de ABD faiz artırırsa 17 liraya kadar gider kur. En büyük korkum bu. Bizim 2022'de 15 lira ile 17 arasında değişmeyecek bir kaderimiz var, dolar kurumuz var. Bundan nasıl çıkacağız. tabi ki reformla.

Evren Devrim Zelyut bugünkü köşesinde de bununla ilgili gerekçelerini yazdı ve şöyle açıkladı:

Türk halkını köleleştirme planı!

Ülkemizdeki bazı sivri akıllılar AKP'nin son ekonomi politikasını Mao'nun Çin'de yaptıklarına benzetiyorlar. Mao büyük iktisadi ve siyasi güç yaratmış ama Çin halkına acı bir reçete uygulayarak büyük bedeller ödetmişti. Şimdi güya Erdoğan da aynı şekilde büyük Türkiye için halka acı bir reçete sunuyor ve ulusal kurtuluş savaşı başlatıyormuş! İşte bu tam bir palavra!

Haydi yalanı ortaya çıkaralım; önce Mao, Çin'de ne yapmış kısaca ona bakalım:

1949-1958 Birinci Kalkınma Planı ile Çin savaş sonrası yıkıntılarını temizlemek için yola çıkar. O zamanlar Sovyetlerin planlı ekonomilerinin başarısı dünyayı sarmıştır. Çin de 1953 yılında ilk beş yıllık planını yapar. Ülkeye Rus uzmanlar dolar, Çinli öğrenciler Rusya'da başta mühendislik olmak üzere eğitime başlar. Çin ekonomisi alt yapıyı tamir eder ve ağır sanayiyi adeta bir takıntı haline getirir. Bu dönemde tarımda kooperatifleşme başlar, 6000 Sovyet danışman ülkede faaliyet gösterir. Enflasyon üretimle birlikte düşmeye başlar.

1958-1962 Yüz Çiçek Dönemi ile Mao, özgürlükçü bir düşünce ortamının feodal yapıdan komünist döneme geçerken gerekli olduğunu düşünür. 1957 yılının Şubat ayında 'İnsanlar Arasındaki Ayrılıkların Doğru Ele Alınması' isimli konuşmasında "Yüz çiçek açsın ve yüz düşünce okulu çekişsin politikasını yürütmek Marksist ideolojiyi zayıflatmayacak, güçlendirecektir." demiştir.

Ancak hükümete eleştiriler o kadar artar ki 800.000 civarı entelektüel işinden edilir, çalışma kamplarına sürgüne gönderilir.

1958 İkinci Kalkınma Planı ile tarımda büyük işler yapılır, özel tarım üretimi yasaklanır. Toplum devlet tarafından komünler şeklinde organize edilir. 20 ile 100 bin kişiden oluşan 24 bin komün meydana gelir. Komünler ürettikleri tarım, demir, çelik ürünlerinden onları hayatta tutacak kadarını alır gerisini devlete verirlerdi.

Mao ağır sanayide 15 yıl içinde İngiltere'yi yakalamayı kafasına koyar. Halkı komün denilen gruplarda çalıştırır. Ancak 1959-1962 arasındaki kuraklıkla beraber tarımdaki komünler açlıktan kırılmaya başlar. 1958-1961 yılları arasında araştırmacılar 16-30 milyon Çinlinin hayatını kaybettiğini hesaplamaktadır. Köylünün yiyecek alması kapatılan serbest pazarlar nedeni ile engellenmiş büyük trajediler çıkmıştır.

 

1966 Kültür Devrimi ve 3. Beş Yıllık Plan Çin halkına ağır bedeller ödemiştir. Mao devrimi ayakta tutmak, bürokrasiyi önlemek için yeni bir hareket başlatır. Kızıl Muhafızlar büyük terör yaratır ve üretim iç istikrarsızlıkla düşer. Lakin sektörler bazında geçmişe göre büyük artışlar yaşanır.

1971-1978 4. ve 5. Beş Yıllık Planlar döneminde, özellikle 1976 yılında Mao'nun ölümünden sonra Çin'de büyük değişimler görülür. Deng Xiaoping'in başkan olması ile tıkanan ekonomiyi daha da büyütmek için Çin ekonomisi yavaş yavaş serbest piyasa ekonomisine geçmeye başlar. Bu stratejilerini "Kafesteki Kuş" olarak özetlerler. Kuş piyasa ekonomisidir. Kafes ise Çin devletinin çizdiği sınırlardır. Kuş o kafeste istediği kadar uçabilir.

Türkiye'de an itibari ile söylenen kalkınma modelinin halkı refaha götürmeyeceğini, AKP'ye de bu aklı verenlerin Mao'yu çok iyi tanıyan insanlar olduğunu söyleyebiliriz.

Refah neden Türkiye'ye gelmeyecek? Çünkü Türkiye'nin tarımdaki çökmüş modelini değiştirecek bir tane dahi reform yoktur. Türkiye'de çiftçi sayısı 2017 yılında 2,1 milyonken şimdi 547 bin civarındadır. Ekili biçili arazi sayısı 23 milyon hektardan son 15 yılda 19 milyon hektara düşmüştür. Çiftçi üretimi modern tekniklerle değil 30/40 yıl önceki yöntemlerle yapmaktadır. Mamuller aracılar tarafından yağmalanmakta, ne üretici ne tüketici mutlu olmaktadır.

Sanayi dışa bağlı üretim modeli ile çalışmış, rezervler suyunu çekmiş, üretim durmuştur. İhracatta gerçekten para kazandıran, ülkeyi büyütecek yüksek teknoloji içeren ürünlerin payı %3 civarıdır. Türk sanayisinin dış girdi bağını kırmak, yüksek teknoloji üretmek için bir tane dahi reform yapılmamıştır. Oysa 1976 yılı sonrasında Çin'i bir dev haline getiren reformlardan bazıları bakın şunlardır:

*1979 yılında Çin ve Yabancı Sermaye Ortak Girişimler Yasası,

*1983 yılında Ticarî Markalar Yasası,

*1985 yılında Patent Yasası yine aynı yıl Yabancılarla Ekonomik Sözleşmeler Yasası yürürlüğe girmiştir.

*1986 yılında Yabancıların Mülkiyetindeki İşletmeler Yasası yapılmıştır. Bu liste sayfalarca devam etmektedir.

ÇKP'nin yani Çin Komünist Partisi'nin her toplantısı reformlar doğurur. Bu reformlar ise yaşama geçer. Çin bu nedenle büyük bir devlettir.

Hile nerede sorunuzu daha iyi cevaplayayım mı? Şimdi Türkiye'de bazıları Lira'nın çakılan değeri ile ihracatın artacağını söylüyor. Ama bu gafiller üretimle ithalatın da arttığından habersiz ya da sessiz kalıyorlar. Lira'nın çakılan değeri ile oluşan enflasyonun halkı ezmesi umurlarında değil. Dışarıya satılan ürünler ise para getirmeyen düşük teknoloji içeriyor.

Türk halkı özellikle orta gelir grubu alt gelire dönüşürken, sefaletin içindeki halka sadece ekmek vererek, Mao'nun komünlerinde yaptığı gibi güya ucuz işgücünün Türkiye'yi kalkındıracağı yalanını atıyorlar.

Mao toplumu komünlere bölüp eline bir ekmek verdi ve ölesiye çalıştırdı. Ancak Türk orta gelir grubunu köle yapmak, ucuz işgücü haline getirmek, sonra da bu yöntemle Türkiye kalkınacak demek sizce halka ihanet değil midir? Çünkü AKP'nin bu modeli gelecekte de Türkiye'yi Almanya, Çin, Amerika yapmaktan uzak bir sistemdir.

Bakın bu konuyu daha da açayım, hadi diyelim ki bizler kendimizi feda ettik? Ama Mao halka sadece bir ekmek verirken binlerce reform gibi karar da almıştı. Eğitim sistemi şaha kalkmış. Sanayisi büyümüştü. Türkiye'de eğitim sistem ne durumda? Sanayi ve tarımda hangi reformlar yapıldı da gelecek bizler için daha iyi olacak?

Olan biten şudur: AKP beceriksiz ve sefalet yaratan politikasına umutsuzca kılıf aramaktadır. Milyonlarca Türk insanını sefalete sokarak devrim ya da kurtuluş savaşı verilemez çünkü bu savaşın yan unsurları ortada yok!

Mustafa Kemal askerî kurtuluş savaşını verirken orduyu dağların tepesinde, soğukta uyuyarak yönetti. Kurtuluş savaşını verdiğini iddia eden lider Saray'da uçaklar ve makam arabaları içinde, savurganlık yaparak bu işi yapamaz.

Anlatılan her şey koca bir yalan. Başka bir şey değil.

 

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin