'Star'dan kovulmam için en üstten iki kez telefon geldi'

2014 yılında Star gazetesindeki yazılarına son verilen Mustafa Akyol'dan dikkat çeken açıklamalar...

Google Haberlere Abone ol
'Star'dan kovulmam için en üstten iki kez telefon geldi'

Gazeteci-yazar Mustafa Akyol, 2014 Haziran’ında Star gazetesindeki yazılarına, gazete yönetimine en üstten gelen üst üste 2 telefondan sonra son verildiğini söyledi.



Deneyimli gazeteci, “İlk telefon gelmesine rağmen bir süre yazmaya devam etmemden sonra ikinci bir telefon geldi. Zaten ilk telefonun gereğini yerine getirmeyen kişi de (Mustafa Karaalioğlu) bir süre sonra gönderildi" ifadesini kullandı.



İşte, Özgür Düşünce'den Hüseyin Keleş'in sorularını yanıtlayan Akyol'un o açıklamaları:



AVCI İLE SÖYLEŞİM ZARRAB'I AKLAMAZ



*Reza Zarrab'ın avukatı sizin Hanefi Avcı'yla yaptığınız bir söyleşiyi referans gösterdi. Zarrab'ı aklıyor musunuz hakikaten?



Ben Zarrab'ı akladığımı zannetmiyorum. İçeriğinde de böyle bir aklama söz konusu değil. 2 yıl kadar önce Hanefi Avcı'yla bir söyleşi yaptım. Hanefi Avcı'nın o dönemde iktidar propagandası yapanlardan daha hakkaniyetli olduğunu düşünürüm bazı konularda. Hanefi Avcı'nın röportajını Reza Zarrab neden kullanmış olabilir? Herhalde bu konuda yazılmış az İngilizce materyal var. ‘Evet, paralel yapı diye bir şey var, bu röportaj da bunu kanıtlıyor' deyip, herhalde bunu Google'dan arayıp buldular. Ama röportajın içeriğinde Reza Zarrab'ın adı geçmiyor.



FERHAT SARIKAYA GİBİ OLDU



*Bu, mahkeme tarafından dikkate alınır mı?



Alınacağını sanmıyorum, çünkü olaya rasyonel olarak bakan herhangi bir insan şunu görebilir. Bir soruşturmada, soruşturmayı yürüten savcıların siyasi niyetleri, dünya görüşleri ayrı mesele, buldukları delil ayrı mesele. Evet, bu savcılar belli bir cemaat mensubu olabilirler. Bu, AK Parti'yle çıkan kavganın bir parçası olabilir. Ama bundan bağımsız olarak adamlar bir şey bulmuş. Bu savcı Gezici bir savcı da olabilirdi, İşçi Partili bir savcı da olabilirdi. Gerçi İşçi Partililer şu anda AK Parti'yi seviyorlar. Biz bunu Ferhat Sarıkaya olayında da gördük. Ben hukukçu arkadaşlara sordum o dönem. Hepsi ‘deliller sağlam' dedi. E ben ne yapayım artık. Ama burada tuhafıma giden bir şey oldu. 17-25 Aralık soruşturmasında devreye giren Selam-Tevhid soruşturması. Aklıma yatmadı.



SAVCILARIN NEYE MENSUP OLDUĞUNU İSPATLAYAMAM



*Savcılar diyorsunuz ama bazı savcılar çıkıyor ‘Benim bu hareketle bir alakam yoktur' diyor. Biraz toptancı ve ezberden yaklaşılmıyor mu bu meseleye?



Ben hiçbir savcıyı ‘Buradandır, şuradandır' diye ispatlayamam. Türkiye'deki genel bir algıdan bahsediyorum. Belli savcıların aldığı hukuki pozisyonların aynı zamanda Cemaat'e yakın medyada ya da Cemaat mensubu insanların sosyal medya hesaplarında desteklendiğini görüyorum. Bu tabloyu bir araya getirdiğiniz zaman böyle bir algı oluşuyor.



İSLAMCILARIN İLK HEDEFİ İKTİDAR OLDU



*Buradan biraz sert bir geçiş yapalım. İslamcılık meselesine epeyce kafa yoran birisiniz. Bugün muhaliflerin dilinde hep şu söz var ‘Ah şu siyasal İslamcılar.' Nedir bu mesele? İslamcılık kötü bir şey mi yoksa AKP içini mi boşalttı bu kavramın?



19. Yüzyıl Osmanlı İslamcılığını ayırıyorum bir kenara; 20. Yüzyıl'da özellikle Müslüman Kardeşler hareketiyle başlayan, İslamiyet'ten bir politik ideoloji, devlet sistemi türeten; bunu yaparken de tabii ki geleneksel kavramları kullanan, bunları ideolojik bir formata sokan, İslam'ı da iktidara getirilmesi gereken bir ideoloji gibi anlayan akım. İslamcıların şöyle bir hatası oldu; bu kavram politik ideoloji gibi tarif edildikçe İslami hedef bunu iktidara getirmek oldu. İslam'ın esası olan iman ve ahlak gibi kavramlar önemini kaybetti. Yani birinci hedef iktidar oldu.



AK PARTİ, PÜR ERDOĞANİST BİR PARTİ OLDU



*AK Parti İslamcılığı mı temsil ediyor?



‘AK Parti pür İslamcı bir parti mi' diye sorarsanız, ‘hayır' derim. Bugün AK Parti ‘Pür Erdoğanist' bir parti. İslamist değil, Erdoğanist… Bunun içinde İslamcılık da bir tema. Milliyetçi temalar da var, Osmanlıcı temalar da var, son yıllarda ulusalcı temalar da var. Bugün AK Parti'de duyduğumuz bazı söylemler çok açık ulusalcı söylemlerdir. Yani 2000'lerin başlarında Perinçek ve o çevreden duyduğumuz söylemler. Nasıl ki Türkiye'de Kemalizm iktidarı vardı, bugün de bir Erdoğanizm furyası var. Kemalizm kadar henüz kendini tahkim etmiş değil ama çok benziyor.



STAR'DAN ATILMAM İÇİN EN ÜSTTEN 2 KEZ TELEFON GELDİ



*Sedat Laçiner'le birlikte Haziran 2014'te Star'daki yazılarınıza son verildi. Medyadaki bu değişim rüzgârı mı vurdu sizi?



Yusuf Ziya Cömert o dönem yazı işleri müdürüydü. Bir çay içtik. Ben zaten bekliyordum. Hatta şaşırmıştım, hala yollamadılar diye. Birkaç yazım yayımlanmadı. Acaba keseyim mi dedim ama sonra gittiği kadar gitsin diye düşündüm. Buluştuk Yusuf Ziya Cömert'le, ‘Ya Mustafa kusura bakma biliyorsun durumu' dedi.



Röportajın tamamını okumak için TIKLAYIN...


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin