Dalgalı kur sistemi değişiyor mu? Döviz piyasası hareketlendi, dolar ve euro yükseldi. Dalgalı kur sitemini yerine sabit kur sistemine mi geçilecek?

Piyasalar Rusya-Ukrayna ve FED'in faiz artırım kararı sonrası tedirgin. Döviz de uzun zaman sonra yeniden hareketlendi, dolar ve euro kuru bir anda yükselmeye başladı. Ekonomist Esfender Korkmaz da bununla ilgili bir yazı yazarak uyarıda bulundu ve hükümete çağrı yaptı. "Dalgalı kur sitemini değiştirip, yarı sabit kur sistemine dönmelidir" dedi sebebini ise şöyle açıkladı.

Google Haberlere Abone ol
Dalgalı kur sistemi değişiyor mu? Döviz piyasası hareketlendi, dolar ve euro yükseldi. Dalgalı kur sitemini yerine sabit kur sistemine mi geçilecek?

Yeniçağ gazetesi yazarı Esfender Korkmaz'ın "Dalgalı kur sistemi neden değişmelidir?" başlıklı yazısı

Dünyada dış ticarette rekabet için "Kur savaşları" yaşanırken, bizde 2018'de ve sonrasında yaşanan kur şokları ile yaşanan TL'nin değer kaybı ihracatta avantaj sağlayamadı, yalnızca maliyet getirdi.

Türkiye AKP iktidarının ilk on yılında kur tuzağına düştü ve ithalata bağımlı üretim yapısı oluştu. Başkanlık sisteminden sonra yabancı yatırım sermayesi çıkınca, bu tuzak derinleşti. TL krizine dönüştü. Şimdi de tüm Göstergeler krizin derinleştiğini işaret ediyor.

Ekonomik istikrarın bu kadar bozulmasına önce ekonomi yönetiminde yanlışlar ve hükümete olan güvenin düşmesi neden oldu. Dalgalı kur politikası da krizin ömrünü uzattı.

Aralık 1999'da Türkiye IMF ile 1999-2002 dönemi için yapılan 17. stand-by düzenlemesinde, sabit kur temelinde iki farklı dönem öngörülmüştü. 2000 ve 2001 Haziran ayına kadar devam edecek ilk 18 ayda, "Enflasyon hedefine yönelik kur sepeti" uygulanacaktı. Döviz kurları hedef TÜFE kadar artırılacaktı. 2001 Haziranından sonraki ve 2002 sonuna kadar sürecek ikinci 18 aylık dönemde "Kademeli olarak genişleyen bant" uygulamasına geçilecekti. Başka bir ifade ile Para Kurulu (Currency Board esasına göre çalışan hareketli çıpa (crawling pep) sistemi olacaktı.

2000 yılı için kur artışı, TÜFE hedefi olan yüzde 20 kadar belirlenmişti. Ne var ki 2000 yılında TÜFE oranı Yüzde 39 olunca karaborsada döviz kuru yükseldi. 2001 yılı Şubat ayında kriz olunca, IMF bu defa 18. stand-by düzenlenmesinde, 1999 yılında önerdiği ve 2000 yılında uygulanan Hareketli Çıpa'nın tam tersini, "Dalgalı kur sistemini" istedi.

O tarihte Gözcü'de yazıyordum. Kriz öncesinde gerek bu gazetedeki köşemde gerekse basında yer alan iki teklifim vardı.

İlki: 1 Temmuz'dan itibaren kurların afişe edilmesi taahhüdü bitiyor. Bant sistemi geliyor. 1 Temmuz'da başlayan bant sistemi tarihini öne çekmek ve bant sistemini genişletmek gerekiyor. Öne çekilecek bant siteminde kur artışında ilk 3 ayda yüzde 15'lik bir bant içinde, ikinci 3 ayda yüzde 20 bandı içinde hareket edilmelidir. Böylece bant sistemi değişmiyor, başlama tarihi ve marjı değişiyor. Programı rafa kaldırmaya gerek kalmıyor.

 

İkincisi: Dalgalı kur sistemi mevcut sistemin tam tersidir. Türkiye'de, piyasa yapısı bu sisteme uygun değildir. Vadeli döviz işlemleri piyasası çok dardır ve aynı zamanda dolarizasyon var. Bu nedenlerle dalgalı kur sistemi kurlarda otomatik denge sağlayamaz. Dalgalı kur sistemi yerine kontrol- lü bir kur sistemine geçelim.

Teorik olarak dalgalı kur sisteminin döviz kurunu dengeye getireceği savunulmuştur. Dalgalı kur sisteminde, cari açık ortaya çıkarsa döviz ihtiyacı ve döviz talebi artar. Döviz kuru değer kazanır, milli para değer kaybeder. Ülkenin dış rekabet gücü artar. Çünkü milli parayla hesaplanan ürün fiyatı, döviz cinsinden düşer. Milli paranın değeri yüzde 40 düşerse, ihracatçı 1 dolara sattığı ürünü 60 sente düşürebilir. Buna karşılık ithal malları da milli para cinsinden yine yüzde 40 oranında daha pahalı olur. Sonuçta ithalat talebi düşer. İhracat artar.

Dış ticaret açığı ve cari açık kalkar. Dış ödemelerde yeniden denge sağlanır. Cari fazla veren durumlarda ise tersi olur.

Ancak, gelişmiş ekonomiler için uygun bir sistem olan dalgalı kur sistemi, Türkiye'nin 2001 yılındaki ekonomik yapı ve piyasa yapısı ile uyumlu değildi. Aslına bakarsak bugün de uyumlu değildir.

 

Nedenlerine gelince:

1. Türkiye'de genel olarak piyasada oligopol ve kartel yapılar var. Kamu tekellerinin özelleştirme yoluyla özel sektöre geçmesi, bu yapıları güçlendirdi. Piyasada aksak rekabet var. Dalgalı kur politkası için piyasa altyapısı yoktur.

2. Türkiye'de  yüksek dolarizasyon kurlardaki istikrarı bozdu. Ekonomide kırılganlığı artırdı. Döviz kurunda aşırı oynaklık yarattı ve para ve faiz politikasının etkinliğini düşürdü. Böyle bir piyasa kur istikrarı mümkün değildir. 

3. Türkiye'de vadeli döviz işlemleri piyasası gelişmediği için, kur belirsizliği ve oynaklığı daha yüksek oldu.

Türkiye kambiyo sisteminde değişikliğe giderek spekülatif sermayeyi kontrol etmeli, doğrudan yabancı yatırım sermayesini teşvik etmelidir. Dalgalı kur sitemini değiştirip, yarı sabit kur sistemine dönmelidir.

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin