HaberTürk'teki olay program istifa getirdi!

HaberTürk ekranlarında geçtiğimiz Cuma günü yayınlanan ‘Enine Boyuna’ programına Hürriyet muhabiri İsmail Saymaz ile Pelikan örgütlenmesinin tanınmış isimlerinden Selman Öğüt’ün tartışması damgasını vurmuştu.

Türkçe ezan ve Kemalizm üzerinden tartışan ikiliden Selman Öğüt’ün "Kemalistler neler yaptı. Ezanı Türkçe okuttukları için özür dileyecekler. Bu ülkede Kemalistler Müslümanlara zulüm etmiştir” demesi tepki çekmişti. İsmail Saymaz ise bu sözlere "Bu ülkede Kemalistler sayesinde ezan okunuyor namaz kılınıyor” diyerek yanıt vermişti. Saymaz ayrıca, “Bu arkadaş iki rekat namaz kılamaz, bu Kur’anın K’sini bilemez. Ben bunların tümüne namaz kıldırırım” diyerek de tepkisini göstermişti. Bu tartışma sırasında programda ortam gerilmişti reklam arası verilmişti. Bu tartışma da günlerdir kamuoyunun gündeminden düşmüyor.

Programda; Selman Öğüt’e İsmail Saymaz’dan başka kimsenin tepki göstermemesi de tartışılan bir başka konu olmuştu. Program konuklarından Aydınlık Gazetesi genel yayın yönetmeni İlker Yücel’in sessiz kalmasını Ulusal Kanal programcısı Ali Yağız Baltacı da eleştirmiş ve sosyal medyadan bu konu hakkında eleştirel yorumlarda bulunmuştu.

Ali Yağız Baltacı bu eleştirel yorumlarının ardından, İlker Yücel’in geçen sene Mart ayındaki yerel seçimlerde İBB adayı olduğu Vatan Partili hesaplar tarafından saldırıya uğradığını ve Ulusal Kanal’daki programlarına artık devam etmeyeceğini duyurdu.

Bir açıklama yayınlayan Baltacı, amacının İlker Yücel’i ve Vatan Partisi’nin politikalarını eleştirmek değil güncel siyasi saflaşmaların insanları normalde yan yana gelmeyecekleri insanlarla bir araya getirebileceğini ifade etmek olduğunu belirtti ve “Edilen hiçbir hakareti iade etmiyorum. Hiçbirisine yanıt vermedim ve vermeyeceğim. 2015 yılından beri Ulasal Kanal’da çok kısıtlı olanaklarla muhabirlik, sunuculuk, programcılık yapan bir insana; şerefiyle, namusuyla, emeğiyle çalışan, hiçbir zaman Partili olmamasına rağmen binlerce Vatan Partili’nin sevgisini kazanan; Aydınlık Camiası’na karşı her daim sevgi, saygı, muhabbet beslemiş bir kişinin farklı bir değerlendirmesinden dolayı böyle hedef haline getirilmesini nasıl izah edebiliriz” diyerek istifa ettiğini duyurdu.

Ali Yağız Baltacı’nın açıklaması şu şekilde:

Saygıdeğer izleyicilerim, kıymetli dostlarım,

Bu satırları, beni Ulusal Kanal ekranlarında dört senedir izleyen iyi kalpli insanlara karşı duyduğum sorumluluk duygusuyla yazıyorum.

Geride bıraktığımız hafta HaberTürk televizyonunda yayınlanan “EnineBoyuna” isimli programda yaşananlar kamuoyunun malumu.

Kısa bir hatırlatma yapmak gerekirse, bu programın konuğu olan Selman Öğüt adlı kişi Atatürk düşmanı ifadeler kullanmış, bunun üzerine bir diğer program konuğu gazeteci İsmail Saymaz tarafından Atatürk ve Kemalizm savunması yapılmıştı.

Sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açan bu diyalogla ilgili ben de Twitter hesabımdan bir yorum yaptım.

Yaptığım yorum şu şekilde:

‘Bu tartışmada sayfalarca makale yazılacak, tezlere konu olacak, üstüne düşünülecek, Türkiye siyasetinde son beş yıllık cepheleşmeyi gözler önüne seren bir fotoğraf var:

İlker Yücel’in Selman Öğüt ile yan yana oturması.

O kadar çok şey söylenebilir ki bu konuda…

O İlker Yücel ki tüm gençliği Atatürk okumalarında, bayram mitinglerinde geçen kişi…

O İlker Yücel ki Kemalizm konusunda İsmail Saymaz’ın bilgilerinin belki 100 misline sahip olan kişi…

O İlker Yücel ki, binlerce Anadolu çocuğunu Anıtkabir ile Nutuk ile buluşturan kişi…

Ak Parti’yi ‘milli cephede’ görme fikriyatının dramatik bir sonucu bu.

 ‘Aynı cephedeyiz’ , ‘aynı gemideyiz’, ‘birlikteyiz’ derken sosyolojiyi göz ardı ederseniz;

Selman Öğüt’ler ile yan yana oturur, alanen Atatürk düşmanlığı yapılırken yutkunup sessiz kalmak durumunda kalınır.

Gündelik Siyaset bu kadar trajik işte…

Sevgili İlker Yücel, İsmail Saymaz Kemalizm savunması yaparken içinden kim bilir ne düşünüyordu?

 ‘Ah ulan ah’ diyordu muhtemelen,

 ‘Ağzımı açıp iki kelime söylersem HDPCHPİYİPPKK saflarına düşerim, milli cepheden koparım’ diyordur.’

Yaptığım yorum bu şekilde…

Bu yorumumla maksadım sevgili İlker Yücel’i ya da Vatan Partisi’nin politikalarını eleştirmek değil güncel siyasi saflaşmaların insanları normalde yan yana gelmeyecekleri insanlarla bir araya getirebileceğini ifade etmekti.

‘Milli Cephe’ olarak adlandırılan bir saflaşmanın; hem sosyolojik, hem kültürel, hem sınıfsal, hem tarihsel olarak çok farklı mahallelerin temsilcilerini cebren de olsa aynı düzlemde gösterdiğini; bu durumun güncel siyasetin dramatik bir sonucu olduğunu vurgulamak istedim.

İlker Yücel’in, bizatihi kendisinin de yadırgayacağı ve içselleştiremeyeceği bir fotoğrafın içinde olduğunu anlatmağa çalıştım.

Bire bir hukukum olan, sevdiğim ve saydığım İlker Yücel’i hedef almak gibi bir kastım yoktu ve olamaz.

Ancak bu yorumumun ardından Twitter’da Vatan Partili hesapların saldırılarıyla karşı karşıya kaldım.

“Prim kasmak” , “aydınlıkçılara saldırmak” , “alkış toplamaya çalışmak” , “ayağı vatan toprağında olmamak” gibi kabul edilemez ithamlarla karşılaştım.

Benim için asıl üzücü ve yıkıcı olan ise bu linç kervanına beni yakinen tanıyan, bire bir hukukumuzun olduğu, benden dostluktan başka hiçbir şey görmemiş olan Vatan Partisi Ankara İl Başkanı Sayın Aykut Diş’in de katılmış olmasıdır.

Sayın Diş de, yorumumu alıntılamak suretiyle beni itham etti ve yorumumu alkış toplayıp, dikkat çekip, prim kasmak için yaptığımı ileri sürdü.

Aykut Diş’in mesajının ardından çok sayıda kişinin hakaretamiz yorumlarına ve ithamlarına maruz kaldım.

Edilen hiçbir hakareti iade etmiyorum. Hiçbirisine yanıt vermedim ve vermeyeceğim.

Gelinen noktada mesele, yaptığım yorumun haklılığı ve haksızlığı meselesi olmaktan çıkmıştır.

Hatalı bir yorum yaptığımı düşünmüyorum.

İsabetsiz bir tespit, saptama ortaya koyduğum kanısında değilim.

Tekrar düşündüğümde, aynı yorumu yeniden yapmakta da bir beis görmem.

Nitekim, yorumumun odak noktasında olan sevgili İlker Yücel de uğradığım saldırıların ardından bana ulaştı ve ne demek istediğimi anladığını, yapılan kötü yorumlardan dolayı dertlenmememi, bana haksızlık edildiğini, iyi niyetimden bir kuşkusu olmadığını ifade etti.

VARSAYALIM Kİ, VELEV Kİ, FARZ EDELİM Kİ TEPEDEN TIRNAĞA HATALI BİR YORUM YAPMIŞ OLAYIM…

2015 yılından beri Ulasal Kanal’da çok kısıtlı olanaklarla muhabirlik, sunuculuk, programcılık yapan bir insana; şerefiyle, namusuyla, emeğiyle çalışan, hiçbir zaman Partili olmamasına rağmen binlerce Vatan Partili’nin sevgisini kazanan; Aydınlık Camiası’na karşı her daim sevgi, saygı, muhabbet beslemiş bir kişinin farklı bir değerlendirmesinden dolayı böyle hedef haline getirilmesini nasıl izah edebiliriz?

Reva-yı Hak mıdır bu?

Dört senedir yüzlerce yayın, program, Türkçe ve yabancı dilde röportajlar, söyleşiler yaptım bu kanal için.

Yedi aydır da Tarih programı hazırlayıp sunuyorum.

Tek bir saygısızlığımı gören bir tek çalışma arkadaşım, izleyicim olmamıştır.

Farklı bir değerlendirme ortaya koyduğumda böyle mi tepki görmeliydim?

Bana Twitter’da vatanseverlik dersi veren, hakaretamiz ifadelerle üstüme gelen Öncü Gençlik/ TGB mensubu o çocuklara yanıt vermem ben.

Onlar benim kardeşlerim. Hepsinin yayınlarını yaptım ben. Programlarımda işledim, eylemlerinin haberini hazırladım, montajlarını yaptım.

Varsınlar beni kötü bellesinler ben onları bellemem. Hepsine de hakkım helal olsun.

Lafı çok uzatacak değilim.

Ulusal Kanal’daki programlarıma bundan sonra devam etmeyeceğimi üzülerek duyuruyorum.

Bu kararımın “Pire İçin Yorgan Yakmak” olarak değerlendirilmesini istemem. Yalnızca verdiğim emeklerimin, çabalarımın farklı bir görüş ifade ettiğim anda kurban edilebileceğini, kolayca harcanabileceğini yaşayarak gördüm.

Doğrusu bu durumun altında kaldım ve içime sindiremedim.

Hiçbir zaman Vatan Partisi’nin yıpranması için bir çaba içine girmedim. Bundan sonra da girmem. Ancak bazı dostane önerilerim olacak:

Bir insanın farklı bir bakış açısına sahip olması o insanın size saldırdığı anlamına gelmeyebilir. Suni siyasi gündemler için kimsenin kalbini kırmaya değmez. Hele hele tahkir etmek, hakaret etmek, iftira atmak yalnızca bunu yapanların itibarlarına zarar verir.

Vatan Partisi istediği kadar doğru bir programa, tüzüğe, hedeflere sahip olsun; isterse insanlık aleminin gördüğü en mükemmel Parti olsun, size dostluk edenleri düşman beller; tertemiz emekleri ve kalpleri bir çırpıda harcamaya meyilli olursanız toplumsal antipatinin merkezi olmaktan kurtulamazsınız.

Yobazca, tahammülsüzce saldırmaya; itham etmeye ve yaftalamaya bu kadar yatkın olmak bir oluşuma yalnızca zarar verir, marjinalleştirir, yalnızlaştırır, içine kapatır.

Sözlerim elbette bütün Partililer için değil. Lütfen kimse gücenmesin bu yazdıklarıma.

Ezcümle,

Her zaman desteklerini gördüğüm Sayın Doğu Perinçek beyefendi ve Şule Perinçek hanımefendi olmak üzere; bütün çalışma arkadaşlarıma, Aydınlık Camiası’nın güzel kalpli insanlarına, en büyük gücüm ve dayanağım olan izleyicilerime sonsuz şükranlarımı ifade ediyorum.

Onları her zaman güzel hatırlayacağım.

Her zaman sizin için kaliteli programlar yapmaya çalıştım ve her yayınıma yüreğimi koydum.

Bana hakaret edenler de dahil olmak üzere herkese hakkımı helal ediyorum.

Allah herkese kalbinin ekmeğini yedirsin.