Yabancı gazetecilerin kaleminden 'Çanakkale Savaşları'

Çanakkale Savaşları'nı 'ruhsatname' ile izleyen yabancı gazetecilerin dile getirdiği izlenimler, 'bu savaşın tarihin en kanlı muharebelerinden biri olduğunu' ortaya koydu.

Google Haberlere Abone ol
Yabancı gazetecilerin kaleminden 'Çanakkale Savaşları'

Gelibolu Yarımadası'nda her yönüyle dünyada büyük yankı uyandıran ve üzerinden 100 yıl geçen Çanakkale Savaşları, farklı ülkelerden birçok gazeteci için haber kaynağı oldu. Çanakkale Cephesi'ndeki kanlı muharebeleri dünyaya duyurabilmek için 24'ü yabancı 29 gazeteci görev yaptı.



Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selda Kaya Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çanakkale'de muharebeleri izlemiş yerli ve yabancı gazetecilerin yazdığı rapor, mektup ve günlükler ile çektikleri fotoğrafların, savaş tarihi bakımından son derece kıymetli olduğunu söyledi.



Kılıç, Birinci Dünya Savaşı'nda her isteyen kişinin ya da gazetecinin görevle cepheye gitmesinin söz konusu olmadığını belirterek, "Cephede görev almak isteyen gazetecilere 'muhbirlere orduya iltihak ruhsatnamesi' verildi. Bu ruhsatnamede kişinin fiziksel özellikleri ve diğer tanıtıcı bilgileri ayrıntılı olarak yer aldı" dedi.



Çanakkale Savaşları konusunda cephe görev yapıp en fazla bilinen gazetecinin ABD'li Ashmead Bartlett olduğunu aktaran Kılıç, muharebeleri İngilizlerin safında başından sonuna kadar izlediğini bildirdi.



Bartlett'ın haberlerinin Times gazetesinde ayrıntılarıyla yer verildiğini dile getiren Kılıç, "Özellikle 19 Mayıs 1915 tarihli makalesinde yazdıkları, Çanakkale Savaşı'nın ne denli kanlı olduğunu gözler önüne sermektedir" ifadesini kullandı. Kılıç, Bartlett'ın "bu savaş, devler ülkesinde bir devler savaşıdır" cümlesinin önemine dikkati çekti.



Muhabirlerin kimliklerine ilişkin bilgi veren Kılıç, şöyle devam etti:



"Wilhelm Dietrich, Wilhelm Schwedler, Dr. Harry Furnuer, Grunwald, Dr. Karl von Moeller, George Leberhat ve Max Hervel (Almanya), Ashmead Bartlett, George Schrazy, George Schreiner, Theron J. Damon ve Granovil Rolan Fortesko (ABD), Nielslago Lensquist, Yüzbaşı Feurel, H. Hedendahl ve Graf Pirjer Morner (İsveç), Victor Spernoga, Dr. Blakon Landauar ve Siegfried Geyer (Avusturya), Enrique Dominguez Rodino ve Javier Bueno (İspanya), Henry Alexander Hellsen (Danimarka), Dr. Stephan Robay (Macaristan), Wanda Zembrzuska (Bulgaristan), olmak üzere 24 yabancı cephede savaşı takip etmek üzere izin almış. 4 Türk gazeteci de aynı göreve talip olmuştur; Tasvir-i Efkar gazetesinden Kalcızade Mehmet Agah Efendi, Milli Osmanlı Telgraf Ajansından Hüseyin Kazım Efendi, Tanin gazetesinden Uşakizade Ali Ekrem Bey ve Tasvir-i Efkar gazetesinden Ebuzziyazade Velid Bey. Bu muhabirlere bir de fotoğraf ve film çekmek üzere cepheye gitmiş Darülmuallimin öğretmenlerinden Necati Bey'i eklemek gerekir."



Gazeteci sayısının, cepheye gitmek isteyen muhabirlere verilen ruhsatname kayıtları esas alınarak tespit edildiğini aktaran Kılıç, bunun dışında gayriresmi olarak giden ya da belirlenemeyenler de olabileceğini ifade etti.



Gazetecilerin aktardıkları



Doç. Dr. Selda Kaya Kılıç, cephede yer alan Türk ve yabancı gazetecilerin savaşın gidişatı konusunda son derece ayrıntılı bilgiler aktardığını anlattı.



Çanakkale Savaşları'nın çok çetin, şiddetli, büyük zorluklarla geçtiğinin, savaş muhabirleri tarafından da teyit edildiğine dikkati çeken Kılıç, "Bu savaş, tarihin en kanlı muharebelerinden biridir. Özellikle yabancı gazetecilerin tespitlerine göre, savaş esnasında esir alınan yabancı askerlere Türklerin son derece iyi muamele ettiği belirtilmiştir. Yabancı gazeteciler, Türk askerlerinin her birinin birer kahraman olduğunu, aynı zamanda da ellerindeki esirlere savaşın bütün vahametine, şiddetine, ağırlığına rağmen çok iyi davrandığını ifade etmiştir" diye konuştu.



Kılıç, Alman gazetecilerden birinin, bir esirin kendilerini ne zaman öldüreceklerini sorduğunda, ona cevaben Türklerin esirlerini öldürmediklerini söylediğinde çok sevindiğini haberinde belirttiğini dile getirdi.



Savaşlarla ilgili olarak Osmanlı Ordusunun teçhizatının yetersiz olduğunun ifade edildiğini hatırlatan Kılıç, şunları kaydetti:



"Bütün sıkıntı ve yetersizliklere rağmen Türk askerlerinin insanüstü mücadelesi, kötü koşullara rağmen direnme gücü ve hepsinden de önemlisi ülkesini işgale gelen düşman askerlerini esir aldıklarında onlara iyilik ve nezaket kuralları içinde davranmaları özellikle yabancı gazetecileri etkileyen unsurlar olmuştur. Çanakkale'de yurdun dört bir tarafından gelen insanımız şehit düşmüş, Gelibolu Yarımadası'nda koyun koyuna yatmaktadır. Bu da Türk milletinin birliğinin adeta bir sembolü durumuna gelmiştir. Yabancı gazeteciler de bilhassa bu savaştaki kenetlenmeyi, zorluklara karşı direnme ruhunu, Türk milletinin vatanı için nasıl bir mücadele içinde olduklarını yakından görme imkanına sahip olmuştur." (AA)


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin