'Utandık' tweet'iyle işinden olmuştu! 'Cuma' tweet'iyle gözaltına alınmak istendi!

Çarşamba günü Şehir Üniversitesi'ndeki görevine son verilen Turgay Oğur'dan 'gözaltı' iddiası!

Google Haberlere Abone ol
'Utandık' tweet'iyle işinden olmuştu! 'Cuma' tweet'iyle gözaltına alınmak istendi!

İstanbul Şehir Üniversitesi Kurumsal İletişim Direktörlüğü görevinden "Siyasete din, Atatürk, bayrak alet edildi ama bir kızın hayatının alet etmesine ilk defa şahit olduk. Utandık yerin dibine geçtik" tweet'i nedeniyle atılan Turgay Oğur, yeni bir iddiada bulundu.



Twitter hesabına "Tıka basa dolu camiye iki ağır makineli tüfekle giren başbakan. Hayırlı cumalar" yazan Oğur, bu tweet'i nedeniyle cami çıkışında gözaltına alınmak istediğini iddia etti.



Genç Siviller'in kurucusu Turgay Oğur, Twitter hesabına konuyla ilgili şunları yazdı:



"Başbakan camiye ağır silahlarla girdi tweet'i yazdım diye korumaları tarafından Sultanahmet cami çıkışında göz altına alınmaya kalktım. Cami çıkışında bir polis koluma girdi, kimliğimi aldı. Ben sert çıkışında kalabalık toplandı. krizi yönetemeyip serbest bıraktılar. Kepazelik. 3 kapısı olan binlerce insanın toplandığı bir yere ağır makineli tüfeklerle girmek risklidir. Bunu yazmanın ne sakıncası var. Twitterin bir kaç gün içinde başına bu kadar iş açtığı az sayıda insandan biri olmalıyım. Hesabıma kurşun döktüreceğim. Kibri kaf dağı kadar bu iktidarı öyle böyle destekledim. Maymun gibi kafese kapatıp gezdirseler şikayet etme hakkım yok. Vebalim büyük."



Gazeteci Yıldıray Oğur'un ağabeyi olan Turgay Oğur, yaşadıklarını daha sonra Facebook hesabından şöyle anlattı:



"Bugün ne yaşadım. 



Saat 14.00'de arkadaşım Balçiçek İlter'le kahve içmek için sözleşmiştik. Evden erken çıktım. Uzun zamandır Sultanahmet'e gidememiştim. Eminönü'ne geçip Sultanahmet'e yürüdüm. Cuma namazı için camiye girdim. Ön saflardan birine oturdum. Bir süre geçti, yan kapı açıldı. Polisler tam bulunduğum yerden geçen bir koridor açtı. Başbakan ve bakanlar korumalar eşliğinde içeri girdi. Hepsi silahlı olan bu grup içinde polis kıyafetli iki kişide ağır makineli tüfek vardı. Sanırım kanas. 



3 tane dar kapısı olan, içinde bilerce insanın olduğu bir mekana bu silahlarla girilmesini eleştiren basit bir tweet yazdım. Tweet şu:



"Tıka basa dolu camiye iki ağır makineli tüfekle giren başbakan. Hayırlı cumaalar"



Namaz bitti. Dışarı çıktım, ayakkabılarımı giyer giymez bir adam koluma girdi ve beni sürüklemeye çalıştı. Kimsiniz, naapıyorsunuz dedim. Sizinle bir yere gideceğiz. dedi. Diğer polisleri çağırdı. ben sert çıkışınca insanlar toplanmaya başladı. Bu arada dışarda Başbakan ve bakanların çıkışını bekleyen basında hareketlenmeler oldu. Bunun üzerine Başbakan'ın danışmanı Osman Sert yanıma geldi. Beni bir tek o tanımış ve polislere işaret etmiş olabilir. Tabii tweetin hangi noktadan atıldığını tespit eden bir sistemleri yoksa. 



Sanırım o sırada protokol de çıkmak üzereydi. Krizi yönetemeyeceklerini anlayıp beni bıraktılar ve kimliğimi de verdiler. Osman Sert hangi kapıdan çıkcağımı sordu. Sanırım sonra da beni uzun süre takip ettiler. Oradan Gülhane durağına yürüdüm ve tramvayla Kabataş'a oradan da Taksim'e gittim.



Film olsa imdb'de sonuncu olacak kadar saçma bir gün yaşadım. Maalesef ama bu bir film değil bizim hayatımızın ta kendisi oluyor her geçen gün.



Twitter bir haftadır tuhaf şeyler yaşamama neden oldu.



İyiyim şimdi. Arayan, mesaj atan herkese teşekkürler."





 



Bir tweet attı, işinden oldu


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin