Türkiye'de bekar bir annenin bebeğini tek başına dünyaya getirme ve büyütme kararı

Aslı Akdağ’ın, Türkiye’de bekâr bir anne olma yolundaki deneyimlerini kayda aldığı otobiyografik belgeseli “Bekleyiş” 58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Belgesel dalında Jüri Özel Ödülü kazandı. Bir kadının kişisel başkaldırışı niteliğindeki “Bekleyiş”, Türkiye’de yaşayan bekâr bir kadın olarak bebeğini tek başına dünyaya getirme ve büyütme kararı alan Akdağ hikayesini MedyaTava muhabiri Gizem Ertürk’e anlattı.

Google Haberlere Abone ol
Türkiye'de bekar bir annenin bebeğini tek başına dünyaya getirme ve büyütme kararı

Türkiye'de bekar bir anne olarak yaşamanın zorluklarını anlatır mısınız?

Aslı Akdağ: Türkiye’de değil tüm dünyada bekar olarak bu yola çıkmak zor elbette. Her daim bir desteğinizin olması güzel şey hayatta.  Bunun içinse 1 artı 1 iki etmiyor ne yazık ki. Gerçekten bir çocuğa birlikte bakmayı ve büyütmeyi istemek gerekir çift olarak. Oysa bizim ülkemize de bakarsanız çoğu evli anne de bekar anne. Çünkü yalnızlar, tek başlarınalar çocuklarını büyütürken.

Diğer yandan asıl zorluk toplum baskısında tabi ki. İnsanlar evlilik kurumunu öylesine kutsallaştırmış vaziyetteler ki sizin evli olarak gördüklerinde çok mutlu oluyorlar. Siz de bir statü sahibi oluyorsunuz. Bir yüzük taktığı için ya da birisiyle evlendiği için önemli bir eşiği geçtiğini düşünen nice insan var bu baskının bir izdüşümü olarak.

 Gerçekten mutlu musunuz, değil misiniz bunu umursayan yok. Daha kötüsü bu tip kağıt üzerindeki birlikteliklerini de aynı kaygılarla sürdüren ve de mutsuz şekilde hayatlarını devam ettiren binlerce insan var. Sonra çocuklarımızı bu mutsuz ortamlarda büyüterek onlardan sağlıklı birer birey olmalarını bekliyoruz hatta öyle olmazlarsa onları nankörlükle suçluyoruz. Çünkü onlar için istemediğimiz bir evliliğe katlanmışız(!) Sanıyoruz ki mükafatını alacağız bu “katlanmaların”. Bu çok ironik değil mi? Oysa biz mutlu olursak çocuklarımız da ancak o zaman mutlu ve sağlıklı bireyler olarak büyüyebilir.

Ortada bir çocuk olduğunda default olarak düşünülen bir evliliğin de var olduğu oluyor. Ama artık bunun olmama ihtimalini de insanlar akıllarında tutarak hareket etmeli. Bu bilinçle kurulursa cümleler ancak o zaman çocukları daha sağlıklı bir biçimde yetiştirebileceğiz.

 Yeni nesille bu durum değişmek zorunda. Onlar bizden daha hazırlıklı olacaklar belki de. Şu anda çiftler eskiden olduğu gibi mutsuz birlikteliklerin içinde olmaktansa boşanabiliyor. Hala çok eksik olsa da kadının çalışma oranı daha fazla eskisine nazaran. Dolayısıyla çocukların anne ya da babanın eksikliğini tek kendisinin yaşamadığını görmesi önemli. Dahası bunun bir eksiklik olmadığını görmeleri. Okullarda anneler günü, babalar günü kutlaması için tüm çocuklara hediyeler hazırlatılıyor misal. Bunun yerine neden kendi ebeveyni kimse onu kutlaması için teşvik edilmiyor çocuk? Sistemimizde ve algımızda büyük yanlışlıklar var hep bu mükemmellik dayatmaları yüzünden.

 

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin