Tarlada penis buldu, müzeye koştu: 73 yaşındaki emekli emlakçı define ararken, penis şeklinde kolye buldu. 2 bin yıllık kolye nazardan, kazadan ve beladan koruyor.

Emekli bir emlakçı rastlantı eseri küçük bir demir parça buldu. Parçayı dikkatli bir şekilde inceleyen 73 yaşındaki adam, elindeki metalin penis şeklinde yapılmış kolye olduğunu fark edince hemen müze yetkililerini aradı. 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen penis şeklindeki kolye müzede incelemeye alındı.

Google Haberlere Abone ol
Tarlada penis buldu, müzeye koştu: 73 yaşındaki emekli emlakçı define ararken, penis şeklinde kolye buldu. 2 bin yıllık kolye nazardan, kazadan ve beladan koruyor.

Roma uygarlığı günlerine ait penis şeklinde kolye ucu bulundu. İngiltere’de gerçekleştirilen keşifte, gümüş kolyenin yaklaşık 1.800 yıl önce kişiyi talihsizlikten korumak için takıldığına inanılıyor.

İndependent Türkçe'nin haberine göre amatör olarak definecilik yapan Wendy Thompson, Birleşik Krallık’ta Roma dönemine ait olduğu belirlenen ve benzersiz bir tasarıma sahip olan penis şeklindeki gümüş kolyeyi 31 Aralık 2020’de keşfetti. Emekli bir emlakçı olan 73 yaşındaki Wendy, kolyeyi rastlantı eseri bulduğunu, ancak önemli bir buluş yapmış olabileceğini düşünüp yetkililere gitti. 2 bin yıllık olabileceğini tahmin ettiği penis şeklindeki kolye, British Museum ve Galler Ulusal Müzesi ortaklığında incelemeye alındı.

31 mm uzunluğunda ve sadece 9,7 gram ağırlığındaki gümüş penisin, Wendy’nin de tahmin ettiği üzere MS 43 ile MS 410 arasına yapıldığı düşünülüyor. Roma döneminden kalma kolye ucunun, insanları kaza ve beladan koruduğuna inanılıyor.

 

Muska olarak kullanılıyordu

İnceleme ardından kolye ucu için ’kesin bir tarih’ belirlemenin zor olduğunu, ancak yapım şekli itibarıyla Roma dönemine işaret ettiği söylendi.

Marcus Terentius Varro (MÖ 116 – MÖ 27) ve Büyük Plinius (M.S. 23 – 79) gibi antik Romalı yazarlar, fallusun ve temsillerinin bir kişiyi kötülükten koruma gücüne sahip olduğundan bahseder. Fallus’un birçok tasviri Roma İmparatorluğu’nda bulundu ve bilim insanları genellikle bunların kötü şanstan kaçınmak için yapıldığına inanıyorlar.

3 santimetre uzunluğundaki kolye ucunun tepesinde ipin geçirilmesi için küçük bir halka yer alıyor. Penis şeklindeki bu tür tılsımların Roma Britanyası’nda sıklıkla görülse de bunlar çoğunlukla bakır alaşımdan yapılmıştı. Ancak uzmanlar yeni buluntunun gümüş olduğunu tespit etti.

Yeni keşfedilen tarihi eserlerin ilgili makamlara ulaştırılma ve incelenme sürecini koordine eden ve Taşınabilir Eski Eserler Programı’nda göre alan Lori Rogerson, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

 

“Bakır alaşımından daha kaliteli bir metal olan gümüşün, fallusun koruyucu yeteneklerini güçlendirdiği düşünülmüş olabilir. Çocukları kötülüğü durdurma gücüne sahip olduğu düşünülen bu nesnelerle korumaya çalıştıklarını biliyoruz. Arkeolojik kanıtlar, bunların Britanya’da Roma ordusu içinde de çok popüler olduğunu gösteriyor.”

Bu tür eserlere üzerinde araştırmalar yürüten bilim insanı Cyril Dumas da Romalı erkek, kadın, çocuk ve hayvanların “nazardan korunmak için” böyle kolyeler taktığını ifade etti.

Kolye şu anda İngiltere yasalarının gerektirdiği hazine sürecinden geçiyor ve bu da İngiltere’de bir müze koleksiyonuna girmesine neden olabilir.

Antik Roma Şehri Pompeii'deki kazılarda bolca penis figürleri bulunmuştu

Antik dönemdeki figürlerle ilgili arkeofili.com'da çıkan bir yazı şöyleydi: 18. yüzyılda, Antik Roma şehri Pompeii’deki kazıların başlamasıyla, alanın penislerle dolu olduğu ortaya çıkmıştı. MS 79’da Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla etrafa saçılan küllerin altında korunagelmiş antik sanat, penis figürü açısından öylesine zengindi ki İngiliz antikacı Richard Payne Knight burada bir antik bereket kültünün var olabileceğini iddia etti. Ne de olsa, kazıların yapıldığı dönemde İtalya’nın güneyinde hali hazırda etkisini sürdürmekte olan bir bereket kültü vardı. 1786’da yayımlanan Priapos Tapınımının Kalıntılarına Bir Bakış adlı kitabının oymalı iç kapağında, o döneme ait, adak olarak yapılmış, balmumundan bir dizi fallusu görmek mümkün.

Söz konusu tarihten 200’ü aşkın yıl sonra, antik dünyanın priapizmi bizi hala şaşırtabiliyor. Arkeologlar Antalya’da bulunan Roma dönemine ait umumi bir tuvalette birtakım komik ve müstehcen taban mozaikleri keşfetti. Bu erkekler tuvaletini kullananlar, togalarını yukarı sıyırıp, bir sopaya tutturulmuş süngere uzandıklarında penisini tutan genç adam mozaiğini görebiliyordu.

Mozaikte resmedilen genç erkeğin Yunan mitolojisinde kendi yansımasına âşık olan ve bu yansımaya bakarken öylece yitip giden Narkissos olduğu belirlendi. Mozaikte, dikkati kendi yansımasına değil, erekte olmuş penisine yönelmişti. Bir yandan elindeki penisiyle oynarken diğer yandan fallik bir görüntüye sahip gülünç burnunu göstermek için yana bakıyordu.

Bu ilginç keşif, 18. yüzyıl beyefendisi Payne Knight’ın antik erotik sanattan etkilendiği gibi bizlerin de tüm modern entelektüelliğimize rağmen bundan hala etkilendiğini gösteriyor. Hatta konu hakkında yazılan makalelerden birinde şöyle soruluyor: “Bu tarihteki ilk penis resmi mi?” Bu sorunun (kısa veya uzun) cevabı hayır. Pompeii’de karşımıza çıkan sanat eserleri arasında bağ, bahçe ve bolluk, bereket tanrısı Priapus’u bir dizi teraziyle abartılı boyutlardaki erkeklik organının ağırlığını ölçerken betimleyen bir fresk de bulunuyor. Tüm Pompeii boyunca yer alan antre ve bahçeler zil takılmış bronz falluslarla dekore edilmiş. Tintinabula adı verilen bu erotik rüzgâr çanları Roma İmparatorluğu boyunca birçok yerde karşımıza çıkıyor.

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin