Sayım Çınar yazdı... 'Yükseklerin ve bataklıkların şehri: Cusco ve Iquitos'

Gazeteci ve yazar Sayım Çınar, Peru'nun görkemli şehirleri Custo ve Iquitos'u yazdı...

Google Haberlere Abone ol
Sayım Çınar yazdı... 'Yükseklerin ve bataklıkların şehri: Cusco ve Iquitos'

Yazar ve röportör sayım Çınar'ın Peru'nun başkenti Lima'yı anlattığı yazısını geçtiğimiz çarşamba günü yayınlamıştık. Çınar, Medyatava okurlarını bugün de Peru sokaklarına çıkarmaya devam ediyor ve bu kez Cusco ve Iquitos şehirlerinin büyülü atmosferiyle tanıştırıyor...



ÇINAR'IN LİMA YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN...



 





SAYIM ÇINAR



sayimcinar@gmail.com



 



Yükseklerin ve Bataklıkların Şehri: Cusco ve Iquitos



Cusco deyince aklıma yüksekler geliyor. Yüksek dağlar ve tepelerin şehri Cusco.



Güney Amerika kıtasının batı sahillerinin yarısından fazlasını yönetmiş İnka İmparatorluğu’nun başkenti. İspanyollar burayı asilime etmek için çok uğraşmışlar ama başarılı olduklarını söylemek zor, hala yerel kültür devam ediyor Cusco’da… Burada insanlar Quechua konuşuyorlar, İspanyolcayı çoğu sonradan öğreniyor.



Lima’dan Cusco’ya uçuşlar mevcut. Viva Air ile uçabilirsiniz. Bizim havayolları şirketlerinin ne kadar iyi olduğunu Peru’da çok daha iyi anladım. İkramlarıyla, hostesleriyle… Aslında çok şanslıyız.





Yaşayan müze şehir



Peru’ya ilk kez gelenler Cusco ve çevresini çok beğenecekler. Hatta tüm Peru’da en beğendikleri yer olacak. Dağlarda bozulmadan devam eden yerel kültür, Cusco’nun İspanyol koloniyal mimarisinin içinde dolaşan yerel kıyafetli kadınlar ve sırtlarında heybelerindeki yavru lamalar, And Dağları’nın insanın ruhunu ele geçiren manzaraları, İnkalar’ın Cusco’nun ciğerlerine işlemiş bilgeliği, dağlarla konuşarak problemlerini çözen şamanlar, insan ve doğa arasındaki bozulmamış güçlü bağ ve bunlara aşık olan ex-patların getirdiği alt kültür burayı tükenmeyen güzellikte bir yer yapıyor.



Eğer Cusco’ya çıkacaksanız yüksek irtifa hastalığına yakalanmanız neredeyse kaçınılmaz. Tansiyonu düşük olanlar şanslı. İrtifa yükseldikçe havadaki oksijen seviyesi azalıyor. 3 bin metreden sonra ufak ufak kendini hissettirmeye başlıyor. Semptomları arasında mide bulantısı, ishal, kafanın ön tarafında baş ağrısı, hazımda zorlanma, halsizlik var. En kolay ve kesin çözüm daha düşük bir irtifaya inmek. Mesela Kutsal Vadi gibi yüksekliğin daha az olduğu bir yere gidebilirsiniz. Ya da vücut irtifaya alışınca kendi kendine zaten geçiyor ama yardımcı olan şeyler de var. Coca yaprağı çiğnemek (Peru’da yetişiyor) veya yüksek irtifa hapları içmek. Lima’da eczaneden alabilirsiniz. Ortalama iki günde normale dönüyorsunuz.





Dünyaca ünlü İnka tapınağı Machu Picchu‘ya Cusco’dan geçilerek gidiliyor. Sadece bu bile Cusco’ya gelmek için yeterli bir sebep. And Dağları’nın deniz seviyesinden 3 bin 400 metre yükseklikteki eteklerine konuşlanmış Cusco şehri, hem İnka Uygarlığı‘nın başkenti hem de kolonyal dönemin en güzel örneklerinin bulunduğu UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan bir yaşayan müze. And Dağları mutfağının demirbaş lezzetlerini de tadabileceğiniz Cusco etrafında ise inanılmaz doğası ve manzaralarıyla Kutsal Vadi‘nin köyleri (Sacred Valley) ve Machu Picchu’ya doğru meşhur Inca Trail, Salkantay Rotası (Salkantay Trek) var.



Haziran-Ağustos arası dönem, hem hava şartlarının uygunluğu hem de festivallerin bolluğu nedeniyle buranın turistik açıdan en popüler sezonu. Özellikle Haziran ayındaki gündönümünde kutlanan Inti Raymi (Güneş Festivali) yılın en önemli etkinliklerinden. Eylül-Ekim arası dönem de turist kalabalığının biraz olsa da azaldığı geçiş sezonu.



Eğer Peru’da kısa süreli kalacaksanız, mutlaka Cusco’yu görmelisiniz. Zaman sınırı olmayanlar ise ex-pat ortamları, çevresindeki dağ köyleri, And Dağları’ndaki sayısız trekking rotası, saymakla bitmeyen İnka kalıntıları sayesinde buralarda sıkılmadan en az 1 ay geçirebilir. Ancak şunu söylemek lazım; buraya ne kadar zaman ayırırsanız ayırın hep daha fazla kalmak isteyeceksiniz.



Her ne kadar 1950’deki depremde şehrin üçte biri yerle bir olmuş olsa da Cusco öneminden hiçbir şey kaybetmemiş, hala dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri. Taştan evleri de ilgi çekici. Maceracılar için biçilmiş kaftan. Finlandiyalıların bu bölgeye büyük yardımları olmuş. Burada hem İnka medeniyeti hem de koloniyal dönemi doyasıya yaşıyorsunuz. Cusco,  3 bin 400 metrelik rakımıyla turistleri fiziksel anlamda en fazla zorlayan yerlerin başında geliyor.



Cusco, her yıl 2 milyon turistin geldiği UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki en popüler destinasyonlardan… Peru’nun resmi başkenti Lima olsa da Cusco da Peru Hükümeti tarafından tarihi başkent ilan edilmiş.



Yıl boyunca birbirinden renkli festivaller düzenleniyor Cusco’da. Birine denk gelmeseniz diğerine mutlaka denk gelirsiniz. Şehrin ana meydanı olan Plaza de Armas’da toplanan gruplar geleneksel kıyafetlerle geleneksel danslar ve müzikler eşliğinde geçit törenleri yapıyor.





En ikonik kültür mirası: Machu Picchu



Dünyada insanoğlunun elinden çıkma en eşsiz yerleşim yerlerinden biri olan Machu Picchu, İnka Uygarlığı‘ndan tüm insanlığa en ikonik kültür mirası. Bir başka deyişle, tüm Peru seyahatinin zirve noktası... Ulaşım zor ancak tren yolculuğunu unutamayacaksınız.



Gezginliğin bir yönü de zaten bu zorlu yolculukları yaşamak. Dik merdivenlere, tırmanışa hazır olmalısınız yola çıkarken. Machu Picchu’nun kendisi başlı başına bir deneyim. Bu kutsal yere İnkalar gibi dağları, vadileri, buzul göllerini aşıp karış karış arşınlayarak gelmek apayrı bir deneyim olsa gerek.



Machu Picchu antik kenti büyüleyici ve ilham verici. Tarih öncesine gitme hissi yaşıyorsunuz burada. Cusco’ya bağlı Kutsal Vadi Bölgesi’nde deniz seviyesinden 2.430 metre yükseklikte konuşlanmış olan Machu Picchu, İnkaların doğa anaya tapınmak için yaptığı bir tapınak, bir gözlemevi aslında. Keçuva dilinde machu  (yaşlı), pikchu ise (zirve) anlamına geliyor. Burada, Eski İnka’da kutsal, dağların yüceliğini ve hikayelerini rehberlerden dinlemek müthiş bir deneyim. 





Machu Picchu, nam-ı diğer Yaşlı Zirve, klasik İnka stilinde taş duvarlarla inşa edilmiş. Kentin duvarlarında kullanılan ve ağırlığı 100 tonu bulan Ashlar denilen taşların İnka mimarisine özgü, herhangi bir harç malzemesi kullanılmadan, mükemmel bir hesaplama ve işçilikle şekillendirilerek birleştirilmesi İnkaların matematik ve mühendislikte geldiği şaşırtıcı noktayı gözler önüne seriyor. Adeta bulutlara asılı vaziyette, bir dağ zirvesine inşa edilen bin kişilik Machu Picchu Antik Kenti, yüzyıllardır depremlere karşı dimdik ayakta duruyor.



Antik kentin nasıl inşa edildiği hala gizem çoğu arkeolog için. İnkaların devasa taşları nasıl taşıdıkları ve yerlerine nasıl yerleştirdikleri hala araştırılıyor. En yaygın kanı, yüzlerce adamın bir araya gelip eğimli rampalardan taşları yerlerine gelecek şekilde ite ite taşımış olabileceği yönünde…



Şehrin en önemli üç yapısı, Inti Watana, Güneş Tapınağı ve Üç Camlı Oda. Bu yapılar dışında şehri çevreleyen diğer yapılar ziyaretçilerin eski şehrin nasıl bir yer olduğunu kafalarında canlandırabilmeleri için aslına uygun yeniden inşa edilmiş. 1976’da Machu Picchu’nun yüzde 30’u restore edilmiş. Bugün de hala yer yer restorasyonlar sürüyor.





Tesadüfen keşfedilen gizemli tapınak



Antik kentin kalıntıları, 24 Temmuz 1911 tarihinde Amerikalı Hiram Bingham idaresindeki Yale Üniversitesi’nin yaptığı bilimsel bir gezi sırasında tesadüfen keşfediliyor. İnkaların başkenti Cusco böylece gezginlerin uğrak noktası haline geliyor. Aslında Bingham İnkaların son kalelerinden kayıp şehir Vilcabamba‘yı arıyormuş fakat Machu Picchu’ya geldiğinde Vilcabamba’yı bulduğunu zannetmiş. Bingham, burayı keşfettiği dönemde Machu Picchu çevresi gür bitki örtüsü ile çevrili olduğundan haritada ancak kabaca bir işaretleme yapabilmiş. Daha sonraki yıllarda buraya tekrar gide gele bugünkü meşhur İnka Trail‘i de ortaya çıkarmış.



Bingham, o dönemde Machu Picchu ve çevresinden seramik kaplar, gümüş heykeller, takılar ve insan kemikleri gibi birçok tarihi kalıntıyı da ABD’ye beraberinde götürmüş. Bingham’ın 1912-1915 yılları arasında Yale Üniversitesi‘nde sadece birkaç aylığına inceleme yapmak üzere götürdüğü kalıntılar, üniversite tarafından 2012’ye kadar alıkonulmuş. Bahane de Peru’nun bu tarihi kalıntıları hakkıyla koruyacak altyapı ve şartlara sahip olmamasıymış. Daha sonra Peru hükümeti bu tarihi kalıntıların ülkeye geri iadesi için uzun süre diplomatik mücadele vermiş ve sonunda hepsini 2006-2012 yılları arasında parti parti geri almış. Tüm bu geri alınan buluntular Cusco’daki La Casa Concha Müzesi‘nde görülebiliyor.





Daha sonraki yıllarda Perulu arkeolojist Luis E. Valcarcel bölge hakkında daha detaylı bir keşif gezisi başlatmış. Fakat Nasca Çizgileri’nde olduğu gibi bugün bile Machu Picchu’nun sırları tamamen çözülmüş değilmiş. Özellikle bu yerleşkenin kurulma amacı halen tartışılmakta olan ve spekülasyonlara açık bir konu. Bazı bilim adamları bu yüksek duvarlarla çevrili şehrin İnkaların kültürlerini dış dünyaya özellikle de İspanyol etkisine karşı savunma amaçlı kurduğunu düşünürken bazıları da şehrin, İspanyol fetihlerinden önce veya fetihler sırasında insansızlaştığını ve kayıp şehre dönüştüğünü düşünüyor.



Günümüze en yakın teori ise Machu Picchu’nun Pachacutec Yupanqui‘nin İspanyol dönemide terkedilmiş yazlık sarayı veya inziva yeri olabileceği yönünde. Şehre çıkan en az 8 yolun olması da buranın Amazon ve And Dağları arasındaki ticaretin kilit merkezlerinden biri olduğu teorisini destekliyor. Ayrıca şehirdeki ince taş işçiliği de Machu Picchu’nun aktif olarak kullanılan bir dini bir tören merkezi olduğunu gösteriyor.



Burası 1981‘de Peru’nun Tarihi Kutsal Tapınağı ilan edilmiş. Daha sonra 1983‘de de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi‘ne alınmış. 2007‘de tüm dünyadan gelen oylarla Dünyanın Yeni 7 Harikası arasına girmiş.



Bugün dünyanın en ünlü ve önemli arkeolojik sit alanlarından birisi olan Machu Picchu, Peru’nun en önemli turizm destinasyonu. Günde binlerce turist ziyaret ettiği Machu Picchu’ya 2011’den beri giriş Dirección Regional de Cultura Cusco (DRC) tarafından alınan kararla kısıtlı şekilde sağlanıyor. Çünkü, bölgenin turist akınına uğramasının bazı deformasyonlar yarattığı gözlemlenmiş. Machu Picchu yavaş yavaş toprağa battığı için günde sadece belli bir sayıda kişi ziyaret edebiliyor. Özellikle Aguas Calientes‘deki resort oteller çevreyi iyice tahrip etmeye başlamış. Ayrıca bölgede yoğun yağışlara bağlı toprak kaymaları gibi turistleri etkileyebilecek tehlikeler olması gibi kısıtlamanın başka nedenleri de var.



Tüm bu nedenlerden burayı ziyaret edebilecek turist sayısı günlük 2.500 kişi olarak belirlenmiş. Hatta bu sayı Huayna Picchu yani sur içine girişte 400‘e kadar düşüyor. Bölgenin ziyaret saatleri de biri 06.00, diğeri 10.00 olmak üzere 2 partiye ayrılmış. O yüzden biletleri son güne bırakmamakta fayda var.



Buraya Cusco’dan günübirlik de gelebilirsiniz ancak burada gün doğumunu izlemek deneyimin önemli bir parçası olduğu için genelde insanlar bir gün önce Aguas Calientes kasabasına gelip burada bir gece konaklıyor. Sabah da Aguas Calientes’ten Machu Picchu’ya gidiliyor. Machu Picchu’ya en yakın şehir ise Cusco şehri. Bu nedenle Machu Picchu’ya gitmek için önce Cusco’ya gelmeniz gerekiyor.



Inca Trail buraların en meşhur treki. İnkaların ülke boyunca dağlarda ördüğü basamaklı yollardan Machu Picchu’ya varıyor. Günde maksimum 500 kişinin bu yoldan geçmesine izin veriyorlar. Machu Picchu’yu ziyaretle birlikte klasik olarak 4 gün sürüyor ama 3 günlük turlar da var.  En az 3-4 ay önceden turlar doluyor. Peru’daki tüm vaktinizi Cusco, Machu Picchu ve Salkantay (ya da Inca Trail) için kullanmaya değer.



Inti Watana Taşı, yani Güneş Taşı, Güney Amerika Kıtası’ndaki arkeolojik alanlarda karşınıza çıkabilecek pek çok ritüel taştan biri. İnkalar için güneş hayat demek. Bu ritüel taşlar, öyle bir yerleştiriliyormuş ki kış gündönümü sırasında her zaman güneşi işaret ediyormuş. İnkalar bu taşın güneşin yıl boyunca yörüngesinde kalmasını sağladığına inanıyormuş. 11 Kasım ve 30 Ocak tarihlerinde öğle vakti güneş tam olarak bu taş bloğunun üstüne düşüyormuş. Inti Watana Taşı, 21 Haziran’da güney tarafına en uzun gölgeyi düşürürken, 21 Aralık’ta ise kuzey tarafında en kısa gölgeyi düşürüyormuş. Yani taşın hem dini hem de astrolojik takvim olma gibi bir önemi var.





Gizemlere Yolculuk: Iquitos



İquitos ise bambaşka bir hikaye, yine gizemlerin içinden geçerek yaşanan bir yer.



Cusco ve Lima’nın ardından yağmur ormanları görmemek olmazdı. Dört yüz bin insan yaşıyor, karayolu yok bu bölgede. Amazon ormanları ve batıklıklar arasında gezinmek müthiş bir deneyim oldu. Büyük konfor beklentisi içinde olmamak gerekiyor. Merkezde kapalı olan bir Hilton oteli var. Her yerde motosikletler var.



Yazık ki gazetecilerimizin çoğu çok dar bir sınırda yazılarını yazıyor. Oysa hakiki yerlilerle bir araya gelmek, maceracının olmazsa olmazı. Güney Koreli, Avustrulyalı insanlarla tanıştım.



Muz kızartması, tavuk yemekleri, tropikal meyveler müthiş. Ağaç kurtları, timsah yiyen insanlar da var.



Her zaman dikkatli olmakta fayda var, pazarda da gezdim, sokaklarda da. Her ne kadar suç oranı yüksek denilse de biraz dikkatli olarak keyifli bir maceraya imza atabilirsiniz.



Kafeleriyle, farklı yaşam biçimiyle göz alıcı bir yer İquitos. Mehmet Mollaosmanoğlu ve Münir Üstün ile bu ziyaret çarpıcı bir deneyim oldu.





Farklı Bir Dünya



Keşfetme duygusu olan tüm gezginler için Peru, unutulmaz bir deneyim olmaya aday. Koko çayı içerek sokakları gezmek enteresan bir deneyimdi. Daha uzun kalmak ve yeni keşifler yapmak ihtiyacı hissediyorsunuz. Burada her an, her yeni gün yeni bir şey keşfediyorsunuz. İklimiyle, gastronomisiyle, meydanlarıyla, yaşam biçimiyle farklı bir dünyadasınız



Sadece Machu Picchu Antik Kenti'yle değil, doğal güzellikleri, Amazon ormanları, ev sahipliği yaptığı hayvan çeşitliliği ile de gezginler için bir cazibe merkezi. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi verilerine göre, ülkeyi 2024 yılında 5.8 milyondan fazla kişinin gezmesi bekleniyor.



Trafik polislerinin büyük bölümü kadın olan, lamanın ana vatanı ve dünyanın en önemli kuş izleme merkezlerinden Peru, kökeni İnka dönemine uzanan tüysüz köpekleri ile dünyanın her bölgesinden turist çekiyor. Peru'da ziyaret edilen yerlerin başında; başkent Lima, Cusco, Puno, Machu Picchu ve Amazon ormanları geliyor.



Gezginlere ve ziyaretçilerine geniş bir aktivite yelpazesi sunan Güney Amerika ülkesi Peru’nun turizmdeki çekiciliği her geçen gün artıyor.


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin