Özcan Deniz ve İrem Helvacıoğlu Seni Çok Bekledim'i anlattı: 'Tevafuk ile yola çıktık'

Seni Çok Bekledim, bu akşam ekran macerasına başlıyor... Özcan Deniz (Kadir) ve İrem Helvacıoğlu (Ayliz) ilk kez birlikte rol aldıkları Star TV'nin yeni dizisi Seni Çok Bekledim'i anlattı.

Google Haberlere Abone ol
Özcan Deniz ve İrem Helvacıoğlu Seni Çok Bekledim'i anlattı: 'Tevafuk ile yola çıktık'

Skala Yapım ile Dnz Film'in imzasıyla Katar, Erzincan ve İstanbul olmak üzere üç ayaklı çekilen projenin senaryosunu da yazan Özcan Deniz hikayenin temelinde tevafuk olduğunu vurgulayarak, "İlahi bir müdahalenin içinde mi yaşıyoruz yoksa yaşadığımız her şey oluşuyor, oluştuktan sonra başka olasılıklar devreye giriyor ve birini irademizle mi seçiyoruz? Bu büyük bir soru işareti ve bir bilinmez. Tevafuk* ile yola çıktık" diye konuştu. Depremle başlayan bir hikaye olduğunu dile getiren İrem Helvacıoğlu ise karakteri hakkında "Geçmişinde travmalar var" diyor.

Batuhan DURMUŞ / NTV

ÖZCAN DENİZ:

"KÖKÜ GERÇEK BİR HİKAYEYE DAYANIYOR"

Başarılı bir projenin ardından yeniden Star ekranlarındasınız. Başlangıç nasıl oldu, Seni Çok Bekledim ile yollarınız nasıl kesişti?

"Bu dizi abartmıyorum 20 yıllık bir sinema hikayesiydi, kökü gerçek bir hikayeye dayanıyordu. Fakat yıllar içinde evrildi ve kurgusal bir şeye dönüştü. Sinemaya film yapma fikriyle üç sene önce yola çıkıp hikayenin zenginliğini görünce 'Bunu neden dizi yapmıyoruz?' demeye başladık. Üç yıldır 'Bunu televizyona aktarırsak nasıl zenginleştirebiliriz?' diye kafa yorduğum bir hikayeye döndü. Son bir buçuk yıldır da yazdığımız ve hayata geçirmek için uğraştığımız bir işti."

'TEVAFUK İLE YOLA ÇIKTIK'

Peki nasıl bir hikaye izleyeceğiz, senaryo size neler hissettiriyor?

"Senaryoyu yazarken en temel aldığım unsur tevafuk oldu. Tevafuk üzerinden bir hikaye anlatmak istedim. Tesadüfün, tesadüf olmadığını anlatan islami bir terimdir ama bütün kültürlerde ve inançlarda neredeyse bunun bir karşılığı var. Butterfly effect (Kelebek etkisi) diyoruz... Bu insanlığın büyük bir gizemi. Gerçekten bir kurgunun, ilahi bir müdahalenin içinde mi yaşıyoruz yoksa yaşadığımız her şey oluşuyor, oluştuktan sonra başka olasılıklar devreye giriyor ve birini irademizle mi seçiyoruz? Bu büyük bir soru işareti ve bir bilinmez. Tevafuk ile yola çıktık. 1992 Erzincan depreminde parçalanmış bir ailenin 29-30 yıl sonra tırnak içinde 'tesadüfen' bir araya gelişlerini izleyeceğiz. Bunu izlerken üstte çok etkileyici tevafuğun cereyan ettiği bir aşk hikayesi olacak"

'BOŞLUĞU DOLDURABİLECEK KADININ PEŞİNDEN GİDECEK'

Dizide Kadir karakterine hayat vereceksiniz, Kadir'le nasıl bir Özcan Deniz göreceğiz?

"Kadir çok kaybolmuş bir adam. 17 yaşında babasını depremde kaybediyor. Babası bilge bir adam, onu eğitiyor. Bu tevafuğu da ondan öğrendi. Babasının ölümünden sonra çoğu şeye inancını kaybetmiş, yalnızlıkla sarsılmış. Katar'da yaşıyor. Kaybettiklerini ona tekrar verebilecek bir aşkın içine düşüyor. Ve ona bundan dolayı sımsıkı sarılıyor. Çünkü kaybettiği şeylerin boşluğunu hep içinde hisseden bir adam. Bu boşluğu doldurabilecek bir kadına rastladığı an peşinden takılıp gidiyor."

ÜÇ AYAKLI ÇEKİMLER

Proje farklı coğrafyalarda çekildi. Oralardaki çekimlerde prodüksiyon, temaslar ve ilgi nasıldı?

"Çok güzel ama çok yorucu bir süreçti. Bu Covid döneminde bu kadar hareketli olmak; Erzincan'a gittik Katar'a gittik İstanbul'un birçok bölgesinde çekimler yaptık."

'SETTE COVİD İLE BOĞUŞTUK'

Buralarda ne kadar sürdü çekimler, süreç nasıl ilerledi?

"Erzincan'da 10 gün kaldık, Katar'da yaklaşık bir ay kaldık ama bir haftası karantinada geçti. Sonrasında sette çıkan Covid ile boğuştuk, sürekli aralar verdik. Oldukça zor geçti ilgi gayet iyiydi. Ben buradan tüm Erzincan halkına Kemaliye halkına çok teşekkür ediyorum bize çok yardımcı oldular. Aynı şekilde Katar'da da öyle Büyükelçi Mehmet Mustafa Göksu çok yardımcı oldu. Katar yönetimi de çok ilgiliydi. Zordu sonuçta bu Covid ortamında bir iş çekmeye, kapalı olan birçok kapıyı açmaya ve güvence vermeye çalışıyorsunuz. Kendi canınızda işin içinde dikkat etmek zorundasınız. Bunların hepsini çok güzel koordine ettik. Çok şükür kazasız belasız geldik."

50 YILLIK BİR DESTAN

İlk bölümde seyirciyi nasıl bir başlangıç bekliyor, seyirciye neler söylemek istersiniz?

"İşi yapan kişi olarak kalkıp şöyle bir şey böyle bir şey yaptık demek biraz beyhude olur. Seyirciyle buluştuktan sonra ne yaptığımızı anlayacağız. Bize iyi geliyor bize güzel geliyor, bakalım seyirci nasıl bir not verecek göreceğiz. Ama büyük bir hikaye 50 yıllık bir destan izleyecekler."

KARANTİNA GÜNLERİ

Özcan Deniz karantina dönemlerini nasıl geçirdi, neler yaptı?

"Çalışarak geçirdim. Aktif olarak bu sete başladığımızda çalıştık ama küçük alan ofis-ev arasında hikayeler yazdık, cast oluşturduk kafa patlattık, durmadık."

'DİZİ İZLEYEMİYORUM'

Karantina döneminde insanlar evlerde daha fazla dizi, film izledi. Siz bu dönemde neler izlediniz?

"İnan bana bunlardan kafa kaldırıp bir şeyi takip edemedim. Bir de meslek hastalığı galiba ben dizi izleyemiyorum."

Rakipler neler yapıyor diye bakmıyor musunuz?

"Ucundan, kıyısından bakıyorum. Ama güzel işler yapıldığını da görüyorum."

İREM HELVACIOĞLU

'DEPREMLE BAŞLAYAN BÜYÜK BİR HİKAYE'

Yeni bir ekran macerasına başlıyorsunuz. Hayranlarınız sizi nasıl bir projede görecek?

"Bu dizide sadece bir aşk değil birbirleriyle bir şekilde bağları olan insanların ilişkilerini izlemiş olacağız. Sadece bir aşk hikayesi değil depremle başlayan çok büyük bir hikayesi olan karmaşık ama aynı zamanda karmaşık da olmayan şaşıracağımız detayları olan bir proje."

'GEÇMİŞİNDE TRAVMALAR VAR'

Ayliz karakterinin dinamikleri ve özellikler nedir?

"Karakterimin adı Ayliz. Geçmişinde yaşadığı travmalardan dolayı çok etkilenmiş ve kendisine bir duvar koymuş. İnsanlarla iletişimini o duvar üzerinden sağlayan, herkesi kalbine alamayan bir karakter. Sadece Şebnem isimli bir arkadaşı var ve onunla büyük bir iletişimi var. Onun dışında herkese iyi niyetli de davransa mutlaka bir mesafesi olan bir kız."

İLK KEZ BİRLİKTE ROL ALACAKLAR

Özcan Deniz'le ilk kez birlikte çalışıyorsunuz. Nasıl bir ikili oldunuz, sizi buluşturan şey neydi?

"Biz salgından önce görüşmüştük. Salgın hayatımızın ortasına yerleşince biraz beklemek zorunda kaldık. Sonrasında tekrar birleştik, şu an başlıyoruz ancak macerası dokuz aylık bir süreç. Birbirimizi tanımak için çok büyük bir zamanımız oldu. Çok iyi geçiniyoruz, iyi anlaşıyoruz. Birbirimize her detayı vermeye çalışıyoruz. Bana bütün hikayeyi anlatıyor ve bunun üzerinden konuşuyoruz, kafama yatmayan şeyleri dile getiriyoruz. Nasıl daha iyi hale getirebiliriz, Ayliz nasıl daha iyi çıkar? gibi konuşarak ilerliyoruz. Laf olsun diye değil gerçekten bunun içini doldurduk."

'SALGIN GÜÇLÜ ZEMİN HAZIRLADI'

Salgın aslında size zaman tanımış oldu diyebilir miyiz?

"Evet aslında her şeye kötü tarafından bakmamak lazım. Belki olması gereken zaman buymuş ve şimdi olması gerekiyormuş. Zaman bunun daha güçlü olmasına zemin hazırladı."

'ÇÖLDE BİR TEK YAĞMUR YAĞMADIĞI KALDI'

İlk bölüm Katar, Erzincan ve İstanbul'da çekildi. Siz Katar ve İstanbul ayağında kamera karşısına geçtiniz. Buralarda çekimler nasıldı, zorlandığınız sahneler oldu mu?

"İstanbul'u çektik ve bir süre sonra Katar'a gittik. Çok görkemli bir yer, oradaki çalışma arkadaşlarımızla beraber olmak da çok keyifliydi. Tabii ki bazı olumsuzlar oldu. Hava durumunu belirleyemiyorsun. Karantina süresinde otel odasında kımıldamadan kalmak zordu. Çok güzel bir manzara var ve sadece odanın camından bakabiliyorsun. Senede bir kere yağmur yağıyormuş biz o yağmuru gördük. Çölde sis olmazmış biz o sise denk geldik. Yağmur bulutu olması çok imkansızmış ona da denk geldik. Çölde bir tek yağmur yağmadığı kaldı. Karakteri doğru oturtmaya çalışmak zordu. Sahnede zorlanmak demeyeyim ama bunları oluşturabilmek Şahin hocayla, Özcan'la doğru iletişim kurup doğru noktayı bulabilmek aslında zorladı."

'KENDİ MANTIĞIM AĞIR BASIYOR'

Gerçek hayattaki İrem ile Ayliz karakteri arasında benzerlik ve bağlantı var mı sizce?

"Mantıksal düşünceleri ve olaylara realist bakması benziyor. Ben duygusal bir insanım Ayliz gibi ama iş/mantık devreye girdiğinde kendi mantığında çok geriye adım atmıyor. Ben de biraz öyleyim yani bir şey kafamda netleştiyse onu benim için farklı bir yere çekmek çok zor."

'SETTEN EVE, EVDEN SETE'

Set dışında İrem Helvacıoğlu'nun karantina günleri nasıl geçiyor?

"Riskli ortamda bulunuyoruz, maskesiz çalışıyorum. Bu şekilde çalıştığım için arkadaşlarımla da bir araya gelmek istemiyorum. Çok nadir görüşüyorum. Setten eve, evden sete gibi bir hale geldi. Ya alıştık ya da bu durumu biraz daha normalize ediyoruz, kendi adıma. Bazen görüşmek ve bir araya gelmek istiyorsun. Testlerim ortaya çıktıktan sonra negatifi görünce arkadaşlarımla görüşebiliyorum. Riskli hissettiğim zamanlarda tamamen kendimi karantinaya alıyorum. Aslında pek bir şey yapamıyorum evdeyim."

FAVORİ DİZİLERİ

Evde son dönemde hangi dizi veya filmleri izlediniz?

"Son olarak Alice in Borderland izledim. Manga ve anime severim. Hikayesi biraz enteresan geldi. Japon mangalarını sevenler sevebilir. Bir de Lupin'i seyrettim. O da Sherlock Holmes tadındaydı ancak çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim."

Röportajı okumak için TIKLAYIN

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin