Orhan Gencebay: Bu hapislik bir durum bile olabilir

Usta sanatçı, Cengiz Semercioğlu'nun sorularını yanıtladı.

Orhan Gencebay: Bu hapislik bir durum bile olabilir

Son dönemde Arif Sağ ile yaşadıkları MESAM polemikleriyle gündemde olan usta sanatçı Orhan Gencebay, Hürriyet Kelebek yazarı Cengiz Semercioğlu'nun sorularını yanıtladı.



Orhan GENCEBAY / HÜRRİYET



Orhan Gencebay: Bu hapislik bir durum bile olabilir



Türkiye Musiki Eserleri Sahipleri Meslek Birliği’nin (MESAM) geçen perşembe yapılan genel kurulunda Arif Sağ ve arkadaşları yönetimi yeniden kazandı.



Oysa 1 gün önce kurumdan ihraç edilmişlerdi! Olaylı genel kuruldan hemen sonra, aylardır Arif Sağ’la tartışan Orhan Gencebay’ın kapısını çaldım.



Hiç bu kadar hararetli görmemiştim Orhan Baba’yı...



Arif Sağ’ın yaptığını “yönetim işgali, diktatörlük, hak cinayeti” olarak tanımlayan Gencebay, Kültür Bakanlığı’nı yeniden göreve çağırdı.



◊ MESAM Genel Kurulu’nda oy kullanmaya neden gitmediniz?



- 3 ay önceden gitmeyeceğimi söylemiştim. Benim MESAM’la işim bitmiştir. Bir daha ne yönetici olmak istiyorum ne de oy kullanmaya giderim. Ama müzik sektörünün iyileşmesi için her şeyi yapacağım.



◊ Oyunuzu müzik sektörünü iyileştirmek adına neden kullanmadınız? Üstelik kurucususunuz o meslek birliğinin...



- Evet, kuranlardan biri benim. Ama açıkçası küstüm, o yüzden gitmedim. Şu anda müzik camiası bitmiştir. Müzik sektörü bu şekilde kesinlikle düzelmez. Yeni tedbirler, yeni yasalar gerekli.



◊ Neden bitti müzik piyasası?



- Çünkü haklar alınmazsa sanatçı yaşamaz, sanatçı yaşamazsa sanat olmaz. Şu anda binlerce sanatçı aç ve sefildir. Onların yaşaması, emeklerinin karşılığını almalarıyla olur.



◊ Alamıyor mu MESAM?



- Alamıyor. Rakamları söyleyeyim; geçen yıl toplanan telif 25 milyon euro. 130 milyon lira civarı. Yarısı vergi ve hizmet için gider, geriye kalır 60-70 milyon. Bu parayla binlerce, on binlerce sanatçı yaşayacak, yatırım yapılacak. İmkan ve ihtimal dahilinde değil...



◊ Bu rakam yükselmiyor mu her sene?



- Hayır, katiyen yükselmiyor. Öyle bir şey yok.



◊ Bundan 5 sene önce de aynı mıydı yani?



- Neredeyse aynıydı. Biraz yükselmesi de enflasyondan, piyasa koşullarındandır. Almanya’da yıllık 1.5 milyar euro toplanıyor. Fransa’da 1 milyar euro’nun üstünde. İngiltere’de de öyle. Fransa’da 140 bin eser üreten sanatçı var. MESAM’da, MSG’de 16 bin üye var. Geçen yıl bizde yapılan 10 eserden oluşan albüm adedi 300 civarında. 748 tane görünüyorsa da gerisi single’dır, marşlar, sloganlar falandır. Avrupa ülkelerinde bu rakam 30 bin, 35 bin.



◊ Demek ki bizdeki pazarın büyüklüğü bu kadar. Sonuçta Avrupa’da reklam pastası da bize göre çok büyük.



- Olmaz öyle şey. 80 milyonluk Türkiye’nin toplayacağı telif bir Fransa, bir İngiltere kadar neden olmasın? Onlardan daha fazla müzik kullanılıyor ayrıca bizde. Bu teliflerle Türk sanatı, müziği, yerli ve milli değerleri korunabilir mi? İmkanı yok. Biz çöküyoruz, bittik.



◊ Dağıtılan teliflerin aslan payını da belli başlı sanatçılar alıyor değil mi?



- Sanatçıların çoğu sefalet içinde ölüyor. Geçen yıl Attila Özdemiroğlu gibi en üst düzeyde bir sanatçı dahi çok zor durumda vefat etti. Herkes gördüğü 30-40 sanatçıya bakıp “Bunların durumu iyi” diyor. Ama binlerce, on binlerce var görmediğiniz. Türk sanatı ölüyor.



◊ Diğer taraftan dijital payı yükseliyor ama müzikte...



- Yükselse ne olur ki? Ben rakamı söylüyorum; yıllık 25 milyon euro. O parayı oradan al, buraya koy, ne değişir? Her emeğin karşılığı vardır, burada alınmıyor ki. Biz sadece kendi telifimizin peşinde değiliz. Yabancı müziğin de telifi var. Yüzde 35 civarında payı. 180 ülkeyle anlaşmalıyız. Onlar bize “Hırsız Türk” diyor, yabancı müziklerinin teliflerini toplayıp veremediğimiz için...



iHRAÇ EDiLME KIVAMINA GELMiŞLER Ki EDiLMiŞLER



 ◊ Sizin Arif Sağ yönetimine eleştiriniz, telif toplayamadığı için değildi ki. Usulsüzlük, görevi kötüye kullanma gibi eleştirileriniz vardı...



- Arif Sağ orayı 8-10 yıldır yönetiyor. Hiçbir katkısı olmadı. Orada farklı bir ortam vardı. “Ben burada duramam” dedim, dilekçemi yazdım, ayrıldım. Onlar açıkladı kamuoyuna dilekçemi. Sonra sanki ben açıklamışım gibi yaptılar. Bence kesinlikle telifin peşinde falan değiller. Telif önemli değil onlar için.



◊ Neyin peşinde Arif Sağ ve ekibi?



- Ben söylemek istemiyorum. Sana sorayım, neyin peşindeler?



◊ Paranın mı?



- Bak ben söylemedim, sen söyledin. Senin programda genel kuruldan görüntülerini izledim, yardım alarak yürüyor artık. Ona da üzülüyorum, sağlığını kaybetmesini istemem. Hayret ediyorum, şaşırıyorum...



◊ Yolsuzluk var mı?



- Ben böyle bir şeyi direkt olarak söylemeyeyim. Müfettiş raporlarında son derece önemli tespitler var. Bakanlık bu raporlara göre karar verip oraya geçici bir yönetim kurulu atadı zaten. Ve etraftan giden 300-400 tane mektup üzerine bu adımı attı bakanlık. Bakanlık da durup dururken adım atmadı, raporlara göre yapması gerekeni yaptı.



◊ Genel kuruldan 1 gün önce Arif Sağ ve 45 arkadaşının MESAM’dan ihraç edilmesi doğru mu sizce?



- 3 aydır bakanlığın atadığı arkadaşlarımız yönetti orayı. Bana göre onlar görevlerini gereği gibi yaptılar. Usulüne göre olmuştur.



◊ Seçim öncesi bu kararın alınmasını demokratik buluyor musunuz?



- Seçim öncesi derken, müfettiş raporları geldi. Müfettiş raporlarında Arif’lerin yaptıkları olduğu gibi meydanda. Bunların hepsi birer ihraç suçu.



◊ Siz doğru buluyor musunuz ihraç edilmelerini?



- Arif’lerin yaptıkları ihraçlara baktığım zaman, sanıyorum onlar 116 kişiyi ihraç ettiler. Herkesi ihraç etmişler. Ne hakla?



◊ “Onlar ihraç etti, kendileri de edildi, iyi oldu” mu diyorsunuz?



- Katiyen, öyle bir şey yok. Bunlar müfettiş raporlarına göre ihraç edildiler. Üç ayrı müfettiş raporu var: Evrakta sahtecilik, görevi kötüye kullanma, suistimal, usulsüzlük ne ararsan yazıyor.



◊ İhraç edilmeyi hak ettiler mi yani?



- İhraç edilme kıvamına gelmişler ki edilmişler. Müfettişlerin verdiği bir karar bu.



◊ Genel kurulda Divan Heyeti oylamasıyla ihraçları kaldırıldı, o oylama da Arif Sağ ve arkadaşlarının salona girmesinin yolunu açtı...



- Bu suçtur. Bu ihraçlar ancak Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin vereceği kararla kaldırılabilir. Böyle bir şey olamaz.



◊ Bakanlık tarafından atanan geçici yönetim, genel kuruldan sonra yaptığı açıklamada salona CHP milletvekilinin gelmesini de eleştirdi.



- Haksızlar mı? CHP’nin ne işi var burada? Burası siyasi bir alan mı? “Allah kahretsin” diyor insan. Nefret edilecek bir şey.



◊ Salonu terk eden 450’ye yakın kişi küfür ve hakarete uğradıklarını, tehdit edildiklerini söylüyor...



- Böyle bir rezalet olmaz. “Ben bir daha MESAM’ın adını anmam” diyen o kadar çok arkadaşım var ki. MESAM’dan MSG’ye geçen çok sanatçı olacaktır. Divan Kurulu’nda Sümer Ezgü de var, hayret ettim. Buraya gelenlerin 850’sinin asil üye kriterlerine uymadığı söyleniyor. Olacak şey değil. Korkunç bir hak cinayeti var ortada...



Röportajın devamını okumak için TIKLAYIN


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin