İzlenme oranları kafanızı mı karıştırıyor! Bu yazıyı okumadan geçmeyin!

Yeni yayın dönemine çeyrek kala kanallar kıyasıya rating yarışına hazırlanıyor. Peki, her gün yayınladığımız rakamlar ne anlama geliyor? Yener Dilber, Medyatava okurları için 'izlenme oranları'nı yazdı...

Google Haberlere Abone ol
İzlenme oranları kafanızı mı karıştırıyor! Bu yazıyı okumadan geçmeyin!

Televizyon yapımlarının devam ettirilmesi veya geçtiğimiz sezon beş büyük kanalda 27 diziye yapıldığı gibi “Tutmadı” denilip, yayından kaldırılması için bazen tek sebep, bazen de en güzel bahane o rakamlar. Devasa bir sektörde neredeyse her şey onlar için: Rating ve share.



Peki nasıl hesaplanıyorlar? Hangisi önemli? Rating mi, share mi? Hangisine ne zaman bakmalı?



Mealleriyle başlayalım: Share “pay” demek. Rating de “derece” veya “puan”…



 



Televizyon Matematiği



Rating denilen oran, belirli bir dakikada, ölçüm cihazlarının yerleştirildiği evlerin yüzde kaçında, belirli bir kanalın açık olduğunu gösteriyor. Share’de ise aynı ölçüm, bundan farklı olarak sadece açık olan televizyonlar üzerinde yapılıyor.



Yani bir programın rating'inin %1 ölçülmesi, toplam ölçülen televizyon izleyicisinin (Toplam evrenin) yüzde birinin televizyonunda o kanalın açık olduğu anlamına geliyor. Öte yandan %2’lik share ise, sadece açık olan televizyonlardan yüzde ikisinde o kanalın açık olduğunu söylüyor.



Share’e “toplam izlenmeden alınan pay” denmesinin sebebi de bu. İzlemeyenler ölçüme dahil edilmiyor. Bu yüzden de tüm kanalların belirlli bir zaman dilimindeki share’lerinin toplamı her zaman 0 iken, rating’de bu rakam hiçbir zaman 0’e ulaşamaz.



Olayı basitleştirip, belirli bir dakikada, sadece beş hanede iki kanalın ölçüldüğünü varsayalım. Her hanede de bir kişi olsun. Sadece şu mantığı anlamak bile yeterli aslında: (1)





Sadece ölçüm yapılan hanelerden elde edilen bu oranların, Türkiye genelinde ölçüldüğü varsayılıp, kaç kişiye ulaşıldığı hesaplanıyor.



Hanelerdeki bireylerin sosyoekonomik statüleri de bilindiği için, hangi statülü izleyicilerin neyi daha fazla izlediği de öğrenilmiş oluyor. “Total’de yüksek, AB’de düşük çıkmış” denilen olay da bu…



Türkiye'deki sistemin işleyişi ve ölçüm krizi ile ilgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.



 



Muhteşem Rating, Muhteşem Share



Bir dakikanın ölçümünden rating ve share nasıl bulunuyorsa, programların ölçümü de aynı şekilde hesaplanıyor. Programın açık olduğu televizyon sayısı bir dakikadan başka bir dakikaya değiştiği için, yayınlandığı dakikalardaki izlenme oranlarının ortalaması alınıyor.



Geçtiğimiz sezondan, bir bölümlük maliyeti milyon TL’lere yaklaşan programların çarpıştığı Çarşamba günlerinden 15 Mayıs’ı ele alalım.



15 Mayıs Çarşamba günü izlenme oranlarına buradan ulaşabilirsiniz.



Bu akşamın birincisi, Tüm Kişiler kategorisinde 9 rating, 24 share ile Muhteşem Yüzyıl... Dizinin rating’inin 9 olması, televizyonu o anda açık olsun olmasın tüm ölçülen kesimin 2,5 saat boyunca ortalama %9’unda o dizinin açık olduğu anlamına geliyor. Share’in 24 olması da, bu saat diliminde, programın aşağıdaki taralı bölgeden aldığı payın ortalamada %24 olduğunu gösteriyor. (2) Yani açık televizyonların yaklaşık dörtte birinde bu dizinin seyredildiğini…





İzlenme oranları ile ilgili sıkça düşülen bir hata, programların yayın saatine bakılmadan bu oranlarının karşılaştırılması.



Prime-time'da %25 share elde edilmesi ile herhangi bir öğle saatinde %25 share elde edilmesi ise ancak programların, kendi zaman dilimlerinde, toplam izlenmeden aldığı payın aynı, ekran başındakilerin dörtte biri kadar olduğunu gösterir. Yani kendi saatlerinde rakiplerine karşı o programın aynı güçte olduğunu… Fakat prime-time'dakinin rating'i her halükarda daha yüksek çıkacaktır. Çünkü o saatlerde daha fazla televizyon açık olacağından, aynı izlenme oranına (share) sahip olmasına rağmen daha fazla kişiye (rating) ulaşılır. (3)



 



Kim, Neye Bakar?



Bu rakamlar, yaklaşık 3 milyar TL’lik bereketli bir pastanın dağılımını belirliyor. Sektörün aktörleri de her yayından sonra, kendi dilimlerini görmek için, heyecanla rakamların açıklanmasını bekliyor. Oyuncu, yapımcı ve kanalın içerik yöneticisi bir tarafta; ajans, reklamveren firma, kanalın reklam satış yöneticileri diğer tarafta, bu oranların nevrotik şartlarıyla yaşamak zorundalar.



Tabii hepsi için önce insanlar televizyona bakıyor. Güzel söylemişler: “İnsanların çoğu ne geçmişe bakıyorlar ne de geleceğe; ne doğruyu arıyorlar ne de yalanı. Televizyona bakıyorlar.” (4)



 



Yener Dilber



 



Notlar:



(1) Herhangi bir sosyo-ekonomik statü sınıflandırması gözardı edildi.

(2) Diğer kanallar basit anlatım adına gözardı edildi. Onların da bu yayın akış tablosunda olduğunu düşünmek gerekir. Tabloda ayrıca 10dk altındaki reklam vb. yayınlar gözardı edildi.

(3) Rating’in ve share’e bölünmesiyle elde edilen rakam da, toplam ölçülen televizyonların o anda ne kadarının açık olduğunu gösterir. Yani “”time”ın ne kadar “prime” olduğunu aslında… Muhteşem Yüzyıl’ın yayınlandığı zaman dilimi için bu oran 9/24, yani %38. Bu da demek oluyor ki, Muhteşem Yüzyıl’ın yayınlandığı 21:50 – 23:20 saatleri arasında televizyonların yüzde 38’i açıktı. Bu, bu saatlerde diğer kanalların da share’inin, rating’ine oranının %38 olacağı anlamına geliyor. Hesaplandığında, yakın saatlerde yayınlanan Sakarya Fırat ve Pis Yedili’de de bu oranın neredeyse aynı olduğu görülür.

(4) Radiohead sözü: “Most people gaze neither into the past nor the future; they explore neither truth nor lies. They gaze at the television.”





Diğer Yazıları:



27.06.2013 Medyadan Gezi’ye ‘zoraki’ ilgi! Türkiye basınının ‘direniş’ sınavı!



08.05.2013 Medyatava aydınlatıyor! Programların ömrünü belirleyen…



11.03.2013 Dünya sırrını çözmeye çalışıyor! Amerika’nın kilitlendiği…


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin