'Festivalleri ilişkiler bozuyor'

Milliyet Gazetesi Pembenar yazarı Pınar Karahan, son dönemde tartışmalara neden olan film festivallerini, senarist ve yönetmen Talip Karamahmutoğlu ile konuştu.

'Festivalleri ilişkiler bozuyor'

Pınar KARAHAN / pembenar

Festivalleri ilişkiler bozuyor

Türk film festivalleri açısından hem çok yoğun hem de çok tartışmalı bir yılı geride bırakıyoruz. Kim haklı kim haksızdan ziyade festivallerimize ciddi yara aldıran ve güvenilirliğini sorgulatan bu tartışmaları yılın son film festivali Antakya Uluslararası Film Festivali’nin Ana Jüri Başkanlığı’nı üstlenen senarist ve yönetmen Talip Karamahmutoğlu’na sordum.

Festivallerde yaşanan sorunların, sektörde yer alan kişilerin festival yönetimlerinde olmasıyla ‘ahbap çavuş’ ilişkisi doğmasından kaynaklandığını söyleyen Karamahmutoğlu, festivallerin yerel yönetimlerden alınarak işin ehli olan ‘liyakat’ sahibi kurumlar ve gerçek kişilere verilmesi gerektiğini söyledi.

20-26 Aralık tarihleri arasında Antakya’da 7. kez düzenlenecek Antakya Uluslararası Film Festivali’ne geçtiğimiz yılların iki katı olarak 35 farklı ülkeden 830 filmin müracaat ettiğini ve bu durumdan büyük mutluluk duyduklarını da dile getirdi.

Ağırlıklı olarak hangi türde filmler festivale başvurdu?

Çoğunlukla ‘Arthouse’ olarak adlandırdığımız sanat ağırlıklı film ve belgeseller var.

Bu yıl festivallerde görmek istemeyeceğimiz türden tartışmalara şahitlik ettik. Antalya ve Kayseri film festivallerinde yaşananlarla ilgili yorumunuz nedir?

Antalya Film Festivali için her ne kadar, ‘Zeki Demirkubuz festivali trolledi’ deniliyor olsa da aksini iddia edenler de yok değil. Zaten bir film, ‘En İyi Yönetmen’ ve ‘En İyi Senaryo’ ödülünü hak ediyorsa, aynı filme ‘En İyi Film’ ödülü verilmesine de şaşırmamak lazım. Kayseri Film Festivali'nde ise ‘Senin sözüne karşı benim sözüm’ durumu var. O sebeple bir şey diyemeyeceğim.

Türkiye'de ödül sistemi ve jüri oylamalarına yönelik lobi yapıldığı ve yanlı davranıldığı gibi çok fazla eleştiri getiriliyor. Sizin ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Bu konuyu günlerce konuşmak mümkün. Fakat ülkemizde düzenlenen festivallerde en acı gerçek festival bütçesinin bağımsız bir kontrol mekanizmasına teslim edilmemesinden başlar ve ilk düğme yanlış iliklenince ortaya çıkan karmaşa ile birlikte tabiri caizse balık baştan kokar ve bu durumda manipülasyon silsile yoluyla devam eder. Festivallerdeki bu durum adalet gözetilmeden seçilen filmlerin ve dağıtılan ödüllerin özelinde devam eder. Kaldı ki adalet kavramından öte etik olmayan durumların ortaya çıkmasıyla mağdurların sesini duyuramaması arasında kocaman bir bağ var. Ama dediğim gibi bu bağın içerisindeki sıkıntılı durum hem adil olmayan hem de etik değerlerin alaşağı edildiği sonuçları doğurması vakasıdır. Ahbap çavuş ilişkisi ile ve dünya görüşünün öne çıktığı, gerek ideolojik gerekse maddi ve manevi bağlantıların, film seçkilerinde ve jürinin kararında etkili olduğu, adaletten yoksun etik değerlerin kaybolduğu, ortaya çıkan filmin niteliği değil de benim tavşanım senin tavşanından daha değerli mantığı neticesinde heder edilmekte.

Yazının devamını okumak için TIKLAYIN

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin