Dolar ile faizin çıldıracağı tarihi açıkladı. Dolar borcu olanlar, doları olanlar dikkat. Temmuz ayını işaret etti, kur da faiz de fırlayacak dedi. Yeniçağ gazetesi yazarı Evren Devrim Zelyut'tan uyarı üstüne uyarı

Ekonominin durumuyla ilgili bir yazı kaleme alan Yeniçağ gazetesi yazarı Evren Devrim Zelyut, "Kurun ya da faizin fırlamasından başka yol kalmamıştır" uyarısında bulundu. Zelyut, bunun için de tarih verdi. "Kur korumalı mevduat ile, ihracatçıların elinden aldığı dövizle, kuru 15 altında güç bela tutarak enflasyonun artmasını önlemeye çalışmaktadır" diyen Zelyut, temmuz ayına işaret etti ve dolar ile ilgili çarpıcı bir değerlendirme yaptı.

Google Haberlere Abone ol
Dolar ile faizin çıldıracağı tarihi açıkladı. Dolar borcu olanlar, doları olanlar dikkat. Temmuz ayını işaret etti, kur da faiz de fırlayacak dedi. Yeniçağ gazetesi yazarı Evren Devrim Zelyut'tan uyarı üstüne uyarı

Yeniçağ gazetesi yazarı Evren Devrim Zelyut'un Türkiye tekrar 70 Cent'e muhtaç! başlıklı yazısı

Bakan Nebati gerçekten renkli bir kişilik, İTO İş Dünyası Buluşması toplantısında yaptığı konuşmada enflasyonla ilgili olarak "Gerekirse gemileri karadan yürütür yine de hedeflerimize ulaşmasını biliriz." demiş… İnsanların iddialı olması kötü değil ama hedefe ulaşmak boş sözlerle olmaz. Bu topraklarda bakan beyin işaret ettiği Fatih Sultan Mehmet, Yunanca, Arapça, Latince, Farsça, İbraniceyi ana dili gibi konuşurdu. Farsça ve Arapça'ya çevrilmiş olan felsefi eserler okurdu. Devleti yönetirken gerçekçi politikalar güderdi. Hazinesi Nebati gibi borçla değil, sağlam Osmanlı ekonomisinden gelen vergilerle, altınla doluydu. Karadan gemi yürütmeyi bırakın, lafla peynir gemisi bile yürümez.

Nebati'nin başında olduğu ekonomi adım adım felakete doğru gidiyor. Rakamlarla size felaketi gösterelim; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği raporu bakın neler söylüyor:

* Mart 2022'de, Mart 2021'e göre kurulan şirket sayısında %2,8 kurulan kooperatif sayısında %11,6 artış olurken,

* Mart 2022'de, kapanan şirket sayısı 2021 yılının aynı ayına göre %39,8 kapanan kooperatif sayısı artışı %52,4 oldu.

* 2022'nin ilk 3 ayında, 2021'in ilk 3 ayına göre kurulan şirket sayısı %1,2 kurulan kooperatif sayısı %9,8 artarken,

* 2022'nin ilk 3 ayında, 2021'in ilk 3 ayına göre kapanan şirket sayısı %17,3 kapanan kooperatif sayısı %194,4 arttı.

Rakamlar kurulandan çok daha fazla batan şirket olduğunu gösteriyor. Hele Mart ayını Şubat ile karşılaştırırsanız kapanan şirket sayısında %75,9'luk artış var.

Nebati'den başladık, yine ondan gidelim. Diyor ki: "Ah buradakiler, gelseydiler ABD'de Türkiye'ye olan ilgiyi bir görebilseydiler..." Duyan da Türkiye, Çin gibi üretim üssü oldu, Amerikan firmaları Türkiye'ye fabrika açıyor, Türk üniversiteleri ve firmalarının yüksek teknoloji üretiminden faydalanmak, yüksek kalibreli personeli ile çalışmak istediklerini zanneder…

 

Başta Türk emekçisini ve bağlı olarak firmalarını düşük teknoloji ve verimsiz üretime sokan ana neden, AKP'nin eğitim politikalarıdır. Nedir o zaman ilginin sebebi? Yahu Amerika'da 10 yıllık tahvil faizi %2.80 iken siz gidip Türkiye'nin kaynaklarını oradaki tefecilere sömürtmek için 12 aylığına %8.60 dolar bazı faiz verirseniz tabii ki ilgi artar. İşte gelmiş mahallenin safı deyip Allah ne verdi ise kaz misali sizi yolarlar. Kopardıkları her tüy için size dokununca da "Vay arkadaş bu ne ilgi derseniz" sizce bunun adı ne olur?

AKP, zamanında dışa bağlı üretim modelini değiştirmedi. Sandılar ki bu devran hep böyle sürecek, Amerikan Merkez Bankası parayı basacak, o paralar da Türkiye'ye akacak, AKP ekonomisi de ucuz dolarla basacak parayı Çin, Almanya ve Hindistan'dan yarı mamul alacak, hatta ne gereği var buğday bile üretmeye, gerek yok nasıl olsa dolar bol, yağıyor, Ruslar buğday üretsin biz alalım dediler…

Ne oldu sonunda? Basılan doları geri çekmenin bahsi ilk 2013 yılında açılınca kur 1,70'den 2 üzerine attı, 2015'te sistem teklemeye başladı. 2017'de 200 milyarlık KGF ile ekonomi ayağa kalktı ama hazıra dağ dayanmadı. 200 gitti, ardından 128 milyar rezervi yaktılar… 2020'de salgın, 2022'de savaş vurunca sistem iyice dağıldı. İthalata dayanan hangi sistem ayakta kalabilir ki?

***

AKP ekonomisi sıfırı tüketti. Bugün Hazine/Merkez tekrardan 70 Cent'e muhtaç durumdadır. TCMB rezervleri -56 milyar civarındadır. Allah korusun ülkenin başına deprem, savaş gibi bir risk gelse stoklardaki cephane ya da malzeme tükenene kadar devlet çarkı döner, daha sonraki tedarikler tehlikeye girer.

 

Ülke ekonomisi döndükçe ithalat artmakta ve ihracat tutarından çok daha fazla cari açık vermekteyiz. Üç ayda verilen açık 26,2 milyar dolardır. Bu durumu önceki yazılarımızda da ele aldığımız gibi enerji maliyetleri daha kötü duruma sokmaktadır.

AKP ekonomisi borçla, kur korumalı mevduat ile, ihracatçıların elinden aldığı dövizle, kuru 15 altında güç bela tutarak enflasyonun artmasını önlemeye çalışmaktadır. Ancak yaktığı dövizler emanet paradır. Ülke ekonomisinin ihracat gelirine dayanmayan her bir doların acısı sonradan çok fena çıkacaktır. Zaten Temmuz ayında KKM hikâyesi biterken kurun kontrol edilmesi için yine milyarlarca lira faiz vermekten başka AKP ekonomisinin çıkış yolu yoktur.

Ülke 70 Cent'e muhtaç durumdadır. 26,3 milyar dolarlık açık yıl sonunda en iyi ihtimalle 65-70 milyar dolara vuracaktır. Bu açık nasıl kapatılacak? Kurun ya da faizin fırlamasından başka yol kalmamıştır.

Ülke muhtaç diyoruz çünkü son alınan ekonomi kararları, sinekten yağ çıkartırcasına döviz toplamak için AKP ekonomisinin ne kadar çaresiz olduğunu göstermektedir. Nedir bu kararlar?

1- Geçen hafta menkul satışlarda bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırıldığı sözleşmelerin ödemelerinde Türk lirası kullanma zorunluluğu gelmesi çaresizliğin dışa vurumudur. Ticari işlemlerde dolar bozdurmaya zorlamak tamamen geçici, ülkenin ihtiyacı olan dövizi karşılamaktan uzak sığ bir düşüncedir. Zamanında üretim ekonomisi olmak yerine tüketimi seçenlerin çaresizliğinin son noktasıdır.

 

2- İhracat bedellerinin %40'ının alınmasının dışa bağlı bir ekonomide üretimi vuracağını, ne yazık ki AKP ile Türk firmalarının bir girdisinin de dolar ve Euro olduğunu belirtmiştik. Şimdi AKP ekonomisinin buraya kadar indiğini görüyoruz.

3- Bazı ticari kredilerde bankaların verdikleri kredilerin %10'u kadar zorunlu karşılık ayırmaları demek de, verilen kredileri azaltmak için yapılmıştır. Peki neden azaltma ihtiyacı duyulmuştur? Çünkü kredilerin, AKP ekonomisine güven duyulmaması başta olmak üzere, tekrar üretim için yarı mamul tedariki amaçlı dövize kaydığı görülmüştür.

Bakın bir sürü yan çözüm, bürokrasi, bunlarla dolar tutulur mu? Rezervler dolar mı? Sırf günü kurtarmak için beyhude çözümler var karşımızda.

Krediyi azaltıp harcamaları düşürmek ve enflasyonu indirmek! Ne dahiyane bir düşünce! Ama farkında değiller, enflasyonun iki nedenin biri olan tarım, iflasa gidiyor. Tıpkı diğer neden sanayide olduğu gibi. Yukarıda kapanan firma sayılarını verdim. Bakın tarımda da çiftçi sayısı nasıl çakılıyor, bağlı olarak üretim azalıyor ve fiyatlar roket gibi yukarı gidiyor.

 

Konuyla ilgili son rakamlar TEPAV İstihdam İzleme Bülteni'nin 116. sayısında çıktı. Buna göre, SGK verileri son bir yılda çiftçi sayısında %13,2 (75 bin) düşüş olduğunu söylüyor. Söz konusu düşüşle birlikte, çiftçi sayısı Türkiye'de 493 bin olmuştur. 2008 yılında bu rakam 1,1 milyondu.

Enflasyon, tarım ve sanayideki üretimden vazgeçme ile artarken, Lira otomatik olarak değer kaybediyor. Buna cari açık ekleniyor, salgın ve savaş gibi nedenler de durumu daha kötü hale getiriyor.

Sözün özü; artık 70 Cent bile kıymetli, çünkü hazine tam takır kuru bakır…

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin