Cengiz Çandar: 'Radikal'in kapatılma nedenlerinden biri benim!'

Radikal gazetesinin internet yayınına da son vermesinin ardından köşesiz kalan Cengiz Çandar T24'e konuştu.

Google Haberlere Abone ol
Cengiz Çandar: 'Radikal'in kapatılma nedenlerinden biri benim!'

40 yıllık gazeteci Cengiz Çandar, geçen hafta Doğan Grubu’nun kapatma kararı aldığı Radikal.com.tr’de yayımlanan son köşe yazısında  “Bu ‘veda yazısı’ ile birlikte, 40 yıllık aktif gazetecilik hayatım da noktalanmış oluyor.” sözlerini kullanmıştı.



Köşesiz kalan ve gazetecilik hayatını sonlandırdığını açıklayan Cengiz Çandar T24'e çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o söyleşiden bazı bölümler:



“Radikal’in kapatılmasının sebeplerinden biri benim”



- Kapatılan Radikal.com.tr’deki son köşenizden: “Bu ‘veda yazısı’ ile birlikte, 40 yıllık aktif gazetecilik hayatım da noktalanmış oluyor.” Cengiz Çandar, gazeteciliği bıraktı mı?



Bir anlamda, evet. O veda yazısı, Radikal’deki diğer veda yazılarıyla birlikte ertesi gün yayımlanmak düşüncesiyle yaklaşık 10 gün önce yazıldı. Bekletilince hiç yayımlanmayacak zannediyordum, yayını bana da sürpriz oldu. Ama o cümleye gerekçe sağlayan unsur devam ediyor. “40 yıllık gazetecilik hayatımı noktalıyorum” cümlesinin dramatik olduğunun yazarken farkındaydım, ama aylardır düşündüğüm bir durumun gerçekleştiği duygusuna vardım. Çünkü Radikal’in ömrünün uzun olmayacağının farkındaydım. O noktalandığı gün Türk medyasının genel durumunun beni kabul edecek halde olmadığını da görüyordum. “Hayatımı yazarak kazanan bir gazeteci olarak Radikal adındaki iş yerim kapandı ve filanca yerde mesleğime devam edeceğim” gibi bir durum yok.



- Radikal kapandıktan sonra size hiçbir yerden teklif gelmedi ve yazmayı düşüneceğiniz bir yer yok mu?



Hayır, yok. İkincisi, zaten, Radikal’in kapatılmasının sebeplerinden birinin benim orada yazmamla ilgili olduğu hissiyatındayım. Bu, yarı enformasyon, yarı duyumla doğrulandı.



- Bunun kaynağı ne?



Benim yazılarımdan ötürü, Ankara’daki iktidar çevrelerinden büyük rahatsızlık ifade edildiği kulağıma geliyordu. Radikal’in veda yemeğinde de birkaç kişiden bunu duyunca bu hissiyatım güçlendi.



“Ankara’nın benden rahatsızlıkları patronaja ve yayın yönetimine iletiliyordu”



- Ankara’nın rahatsızlıklarının Doğan Grubu’ndaki adresi kimdi, Aydın Doğan mı?



Patronaja ve yayın yönetimine kim getirilmişse onlara iletiliyordu. Onlar da birkaç kişiye söylüyordu. Bu da, Türkiye’de çok yaygın olan fısıltı gazetesi gibi kapalı rejim dönemlerinde çok işlerliği olan mekanizmalar aracılığıyla benim kulağıma kadar geliyordu. Yani, ‘özel bir rahatsızlık unsuru olduğum’ kulağıma geliyordu. Ama bunu somut olarak kanıtlayamasam da İngilizce bir laf vardır, well-founded rumors diye, altı sağlam söylentiler, onların gerçek olduğunu bilirsiniz.



Ayrıca Radikal’in iki yıl önce dijitale geçmesi de “Basının bundan sonraki adresi dijitaldir, kâğıt ortadan kalkacak” gibi modernist, bir anlamda devrimci bir hamleyle yapılmadı. Bir geri adımdı. Onda da ekonomik sebepler, gerekçe olarak gösterildi.



“Radikal’in basımının durdurulması iktidara jestti”



- Sizce Radikal’in basımının durdurulması siyasi bir geri adım mıydı?



Evet.



- O zaman sebep neydi sizce?



Aynıydı.



- Siz miydiniz?



Hayır. Mevcut iktidarın Doğan Medya’yla sorunu hep vardı. Doğan Medya o sorunu aşmak için kendince birtakım yöntemler uyguluyor, fedakârlıklar yapıyor. Doğru, Radikal kâr etmiyordu, ama çıktığı günden itibaren hiçbir zaman kâr etmemişti ki...



“Aydın Doğan’ın ciddi sıkıntıları var”



- Parantezi kapatarak devam edelim; iç politika yazmama kararınıza Doğan Medya’nın bir müdahalesinin sebebiyet verdiği düşüncesi tamamen haksız mı? 



Öyle bir şey yok. 



- Sizce iktidar, iç politika yazmama kararınızı ‘Cengiz Çandar jesti’ olarak okumadı mı?



Hayır. Jest filan değil, bu kararım, tam tersine Türkiye’nin yakın geleceğine dair bir hayal kırıklığı ve umutsuzluk deklarasyonuydu.



- Sizin niyetinizden bağımsız, Radikal’in iktidara rahatsızlık vermesinin temel sebeplerinden biri Çandar’sa ve Çandar “Ben artık iç politika yazmayacağım” diyorsa bu iktidarın rahatsızlığını da törpüleyecek bir hamle, jest olmaz mı?



Sanmıyorum. Ne ben Doğan Medya bünyesinde böyle bir diyalogun tarafı oldum, ne Doğan Medya bunu bu şekilde iktidara yansıtarak kendini sağlama alabilecek bir haldeydi, ne de iktidar sahipleri ve onların en tepesindeki kişi böyle bir vaatten tatmin olacak yapıda. Ya hep, ya hiç üzerinden sıfır toplamlı bir zihniyetle yaklaşan bir iktidar mekanizması var. Dolayısıyla hasım olarak tespit ettiği adresin ortadan kalkmasını istiyor. Böyle bir kişi, bir yazarın iç politika yazmamasıyla tatmin olmaz.



Ama Aydın Doğan’ın ciddi sıkıntıları var, Temmuz ayında önemli bir dava onu bekliyor. Türkiye’de hukukun üstünlüğü kavramının bir hayli aşındığı bir dönemde o davadan haklı olarak kaygılanıyor. Öyle bakınca Doğan Medya adındaki gemi, yüklerini ne kadar boşaltırsa belki buzdağına çarpmadan limana yaklaşır diye düşünüyor.



- Kast ettiğiniz POAŞ davası mı?



Tabii. Çünkü Radikal’in kapatılmasını ekonomik olarak gerektiren bir durum bütün yayın hayatı boyunca bir kez bile olmadı. Bu gerekçe bu dönemde gündeme getiriliyorsa, üzerinde düşünmek gerek. Bu, POAŞ davasıyla ilgili ya da iktidarın Aydın Doğan ve Doğan Medya’ya yönelik genel tavrının doğurduğu defansif tepkilerle ilgili bir uygulama.



“Doğan Medya’nın en önemli hatası, siyaset mühendisliğiyle ilgilendikleri dönemler” 



- Peki sizce ‘gemiden yükleri boşaltma’ beyhude bir çaba mı? Erdoğan’ın, Doğan Medya’yı ne yaparsa yapsın ‘ortadan kaldıracağını’ mı düşünüyorsunuz?



Doğan Medya’nın dik durmasının, kendi selameti için daha iyi olacağını düşünüyordum.



- Doğan Medya, sizce AKP’nin 13 yılı aşan iktidar döneminde hangi noktalarda hata yaptı?



Tüm AKP dönemini ele alırsak, en önemli hatası savrulma; gazetecilik dışına çıkıp siyaset mühendisliğiyle ilgilenme dönemleri.



- Ertuğrul Özkök dönemini mi kast ediyorsunuz?



“411 el kaosa kalktı” manşeti, Cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 şartı konusunda oynadığı rol ve başka birçok başka olayla, kendisine alerjisi bulunan yeni iktidar sahiplerinin olumsuz duygularını konsolide etti, güçlendirdi. Ve adı konmamış bir kan davasına dönüştürdü. Ondan sonra da üzerine maliye müfettişlerinin gönderilmesi, vergi incelemesi gibi kabul edilemeyecek yöntemlere başvuruldu.



“Doğan Grubu rükûdaydı, secdeye geçmeden yere kapaklandı”



- “Kan davasını Doğan Grubu başlattı” mı diyorsunuz?



Hayır, karşılıklı oldu. Bu krizde dik durması ve kendini koruyabilmesi için gerçek anlamda gazeteciliğe dönmesi bence daha uygun olurdu. Ama öyle yapmadı. Boyun eğdi, geriledi, taviz vererek belayı defetmenin mümkün olabileceğini düşündü. Bana kalırsa, bu, iktidarın en tepesindeki kişi için büyük bir zaaf gösterisiydi. Bu zaaf da daha fazla hamleyi üzerine çekecek şekilde davetiye çıkarıyormuş gibi algılandı. Bu süreç bugün devam ediyor.



İki sene önce verdiğim bir söyleşide “Medya alanında neredeyse herkes secdede, benim içinde bulunduğu grup ise rükûda” demiştim. Bugün geldiğimiz noktada benim birkaç gün öncesine kadar içinde bulunmuş olduğum grup rükûdan secdeye de geçmedi, yere kapaklandı.



- Doğan Grubu’nun sizce ‘yere kapaklanması’nın sebebi sadece mali işleri mi?



Karşı karşıya gelinen tehditler, en azından Aydın Doğan’ın kendisi açısından ve bazı aile mensupları açısından varoluşsal bir konu. Onları anlayışla karşılamıyor değilim.



“Doğan Medya’ya kayyum atanması dahil her şey olabilir”



- Hürriyet, birinci sayfasında Türkiye’nin siyasi tarihine geçen Zaman binası önünde başörtülü kadınlara müdahale fotoğraflarını paylaşmadı. 



Bu tuhaf, çelişkili bir durum. Aynısı yarın Doğan Medya’nın da başına gelebilir. Kaldı ki, Hürriyet binası iki kez saldırıya uğradı. Saldırganlar adeta taltif edildi. Biri bakan yardımcısı yapıldı.



- Doğan Medya’ya kayyum atanabileceğini mi düşünüyorsunuz?



Her şey olabilir. Ethem Sancak medyasının veya Yeni Şafak’ın böyle bir sorunu yok, ama Doğan Medya’nın olabilir. Faşizan gidişattan kasıt zaten bu tür durumların baş göstermesidir.



“Radikal’in kapatılışına dair Vuslat Doğan Sabancı aradı”



- Siz son süreçte Aydın Doğan veya kızlarıyla görüştünüz mü?



Aydın Doğan’ı görmeyeli en azından bir sene olmuştur. Tüm görüşme sayım da bir elin parmaklarını geçmez. Ben çalıştığım işyerlerinde patronlarla sık görüşen bir gazeteci olmadım.



- Ayrılma sürecinizde size bu seviyeden bir açıklama yapılmadı mı?



Radikal’in kapatıldığının Twitter üzerinden duyulması ve Ümit Kıvanç’ın alaycı yazısına konu olmasının ertesi günü Vuslat Doğan Sabancı beni arayıp, “Radikal’in maalesef kapatıldığını bildirmek istediğini, markayı ayakta tutmak için çok gayret ettiklerini, ama olmadığını” söyledi. Ben de kendisine aradığı için teşekkür ettim.



- Bize söylediğiniz düşünce ve ihtimalleri onunla paylaşmadınız mı?



Hayır, kısa bir konuşmaydı. Gazetenin ekonomik nedenlerle kapatıldığına ikna olmadığımı ima ettim. Kendisine ve ailesine iyilikler diledim.



“Mali ilişkiler sarmalı bağımsız gazetecilik imkânlarını vurdu”



- Sizce gazetecilik dışında işleri olan bir sermaye grubunda bağımsız gazetecilik yapılabileceğini iddia etmek gerçek dışı değil mi? Demokrasi, medyaya siyasi baskı olmadan işleseydi de mali ilişkiler bağımsız gazeteciliği imkânsız kılmıyor mu?



İşaret ettiğiniz nedenden ötürü bağımsız gazetecilik pek yapılamıyor zaten. Gazetecilik dışında işleri olan sermaye grupları, bu işlerini gazete ve televizyon sahipliği sayesinde büyüttüler. Bu cins mali ilişkiler sarmalı da döndü geldi, bağımsız gazetecilik yapılabilmesi imkânlarını vurdu. Ama, “Demokrasi, medyaya siyasi baskı olmadan işleseydi” diye bir varsayımdan da hareket edemeyiz. Çünkü, sözünü ettiğiniz ilişkiler, demokrasiyi de işletilemez bir hale sokuyor. Medya patronajı, siyasi iktidarı her vakit kollamak zorunda kalıyor. Görece olarak istediğini yapabilen, yazabilen bir adam olmam, bir çeşit istisnaî durum; genel kuralı ortadan kaldırmıyor. Çalıştığım 1990’lardaki Sabah ve Doğan Grubu gibi büyük gruplardaki varoluşumu uzmanlık alanımdaki performansımla sağladım. Biraz da o nedenle dokunulmazlığım oldu.



“Hürriyet’teki o kadar yazar arasında yerim olamıyorsa, ...” 



- Radikal’de yazarken hiç basınç hissetmediniz mi?



“Bazı konulara bazı sözcüklerle değinmenin gereği yoktur”u kendiniz düşünürsünüz. Ama onun dışında “Bu yazıyı koyma, şunu çek, şurayı değiştir, o konuya girme” gibi şeyler olmadı. Olamazdı. Beni istihdam eden birisi, beni ben olduğum için istihdam ediyor. Böyle bir diyalogun muhatabı olmayacağımı ve olamayacağımı biliyor demektir. Ama bir yanıyla bu güçlü konum, içinde yer aldığım kurumların beni korumamasını, daha doğru bir deyişle barındırmamasını da beraberinde getirdi. Radikal kapanıyor, değil mi? Ben tam da, demin söylediğim gerekçelerle, basın dünyasında mesleki tecrübesiyle, performansıyla üçüncü şahısların yakıştırmasıyla ağır toplardan biri sayılıyorum. Hürriyet’in sayfalarını çevirin baştan sona, o kadar yazar arasında zaten grup bünyesinde olan, Hürriyet’in internet sitesinde yazıları zaten yer alan bir köşe yazarı olarak, yerim olamaz mı? Olamıyorsa demek ki bu grup beni korumak, barındırmak istemiyor.



“3 senedir Doğan Grubu’nunkiler dahil hiçbir kanaldan davet almadım” 



- Koruma, kollanmama parantezine telefonlarınızın dinlendiğini öğrendiğimiz yazınıza Hürriyet’in birinci sayfasında yer verilmemesini de koyuyor musunuz?



Hayır. Hürriyet’in birinci sayfası, hatta iç sayfaları epey zamandır öyle değişikliklere uğradı ki... Haber tercihleri, başlıklar, fotoğraflar, seçilen sözcükler... Mevcut iktidarın canını sıkabilecek, dolayısıyla Doğan Grubu’nun patronajına zarar verebileceği hissedilen hiçbir konuya girmiyorlar.



Bu arada, şunu da belirteyim: Orta Doğu’da tarihinin en önemli olayları cereyan ederken, bu ülkede adı ‘Orta Doğu uzmanı’na çıkmış biri olarak son 3 senedir  herhangi bir ana akım televizyon kanalından, tek bir davet dahi almadım. Kendi yaptığım televizyon programları zaten durdurulmuştu. AKP iktidarının üzerine çarpı koyduğu bir kişi olarak kendi grubumun televizyonları da benden uzak durdu. Dolayısıyla, “Medya bu konuya niye gerekli ilgiyi göstermedi” sorusu beni pek şaşırtmıyor açıkçası. Zaten bahsettiğim sebeplerle Doğan Medya’dan beklentim hiçbir zaman olmadı.



“Radikal’i kapatıp Abdülkadir Selvi’yi Hürriyet’e alıyorsanız...” 



- Peki bugün “Doğan medyadan gazetecilik namına yarınlarda bir şey beklemeyin” der misiniz?



Her gün zaten kendilerinden neyin beklenip neyin beklenmeyeceğini ortaya koyuyorlar. 2016 yılı itibariyle Radikal gazetesini kapattıktan sonra, Yeni Şafak Ankara TemsilcisiAbdülkadir Selvi’yi ‘usta gazeteci’ olarak Hürriyet’e alıyorsanız, zaten kendinizden ne bekleneceğine ya da beklenmeyeceğine dair bir şey demiş oluyorsunuz.



Haberin tamamı için TIKLAYINIZ


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin