Bir fuarın ardından

Sayım Çınar İstanbul Kitap Fuarı gözlemlerini paylaştı. 38. yılında fuardan şikayetler devam ediyor.

Bir fuarın ardından

TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nın 38. yılını kutladık bu yıl. Adnan Özyalçıner'in onur yazarı olduğu kitap fuarı gözlemlerimi her yıl olduğu gibi yazıya döktüm.



Sayım ÇINAR / sayimcinar@gmail.com



Bir Fuarın Ardından



Genel olarak tüm yayıncıların şikayetlerini gözlemledim bu yıl da. Sabah servislerle taşınan çocuklar rozet ve ayraç alırken, belli başlı birkaç kitap ve yayınevi dışında çocuk kitaplarına ilgide bir düşüş olduğu söyleniyor.



Aynı şekilde internet siteleriyle rekabet edemeyen yayınevleri, yüksek indirimler de yapsalar okura ulaşmakta zorlandılar.





Fuar sırasında benimle yapılan bir röportajda da belirttim: TÜYAP için yeni bir kurguya ihtiyacımız var. Çocuklar için özel alanlar olması şart, dahası belki de yalnızca çocuklara özel bir fuara ihtiyacımız var. Yetişkin, ders, çocuk kitaplarının bir arada olduğu TÜYAP'ta çocuk ve ilk gençlik okurları için özel alanlar, özel etkinlikler yapmamız gerekiyor.





Fuarın öne çıkan kitaplarına gelince... Ahmet Ümit, Hasan Ali Toptaş, Tess Gerritsen büyük ilgi gördü. Bunun yayında Eylem Tok'un imzası da son derece hareketli geçti. Jodi Picoult yine sorulan, okurun ilgi gösterdiği yazarlardan oldu. Piraye'nin Seyir'i de yine okuruyla buluştu.





Genel olarak fuarın yine sorunlu yanlarından biri de standların tasarımıydı. Yurtdışı örneklerine baktığımızda, Frankfurt'a, Bologna'ya baktığımızda kitaptan önce standlar okuruyla konuşuyor, ilgi uyandırıyor. Bizde ise neredeyse tümü aynı, amatör tasarımlar göze çarpıyordu.





İstanbul Kitap Fuarı'nın cazibesini artırmak için hem yayıncılara, hem de biz kültür sanat gazetecilerine büyük görevler düşüyor. Bu yıl gazetecilerin de ilgisi son derece sınırlıydı fuara. Gelecek yılları daha iyi kurgulamak, fuar üzerine daha iyi düşünmek gerekiyor. Okurun kitapla buluşmasını artırmak için hepimiz düşünmeli, projeler üretmeliyiz.






Sıradaki Haber İçin Sürükleyin