“Basına Karşı Suçlar ceza kanunlarına girmeli"

RSF 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada gazetecilere yönelik saldırıların büyük ölçüde cezasız kaldığına dikkat çekti.

Google Haberlere Abone ol
“Basına Karşı Suçlar ceza kanunlarına girmeli"

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, topluma ve haber alma hakkına yönelik bir suç olarak görülmesi gereken gazetecilere yönelik saldırıların büyük çoğunluğuyla cezasız kaldığına dikkat çekti.



2012 yılının, dünya bilançosunun yayımlanmaya başlandığı 1995 yılından bu yana “en ağır tablo”yu yaşadığını bildiren RSF, geçen yıl 88 gazeteci ve 47 yurttaş gazetecinin öldürüldüğünü hatırlattı. Örgüt, “Sorumluların cezasız bırakılması, onları hak ihlallerini ve haber alma hakkına yönelik suçları yeniden işleme konusunda cesaretlendiriyor” açıklaması yaptı.



Dünyadaki 39 “Basın Özgürlüğü Düşmanı”nı açıklayan RSF, birçok kez gazetecileri de hedef aldıktan sonra 2011’de silah bıraktığını açıklayan ETA Örgütü’nü, önemli bir açılım gerçekleştiren Miyanmar’ın Cumhurbaşkanı Thein Sein’i, Somali eski haberleşmeden sorumlu bakanı Abdulkadir Hussein Mohamed’i ve HAMAS ile Filistin Otoritesi’nin güvenlik güçlerini listeden çıkardı. Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütün listesine yeni giren beş isimden biri.



"BAĞIMSIZ BİR UZMAN GRUBU 1738'İ GÖZETMELİ"



Paris merkezli dernek Dünya Basın Özgürlüğü dolayısıyla RSF Uluslararası Hukuk Çalışma Grubu adına Alexandre Balguy-Gallois, Jessica Lescs ve Prisca Orsonneau’nun hazırladığı “Bilgi Özgürlüğü Düşmanlarını Yargılayın” başlıklı raporunu da kamuoyuna duyurdu.



RSF, söz konusu raporda, Birleşmiş Milletlere (BM) üye devletlere, gazetecilerin çatışan veya savaşan taraf olarak görülemeyeceği ve çatışmalarda hedef alınamayacağını öngören BM’nin 1738 Sayılı Kararına saygıyı gözetecek bağımsız bir uzman grubunun oluşturulmasını tavsiye ediyor.



RSF, gazetecilere karşı saldırı ve suçların çoğunun belirgin bir savaş ve silahlı çatışma koşullarında gerçekleşmediğinden denetim faaliyetinin de iç karışıklıklar ve gerginlikler, kamusal tehlike ve barış gibi koşullar altında da işletilmesini önemsiyor.



“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELİK SUÇ" TANIMI İSTENDİ



Açıklamada, BM ifade özgürlüğünün korunmasından sorumlu raportörü, AGİT Medya özgürlüğü temsilcisi, ifade özgürlüğünden sorumlu Amerika Devletleri Örgütü (OEA) özel raportörü ve ifade özgürlüğünden sorumlu İnsan Hakları Afrika Komisyonu özel raportörün (CADHP) 25 Haziran 2012’de yayımladıkları ortak deklarasyonla, üye devletlere ceza yasalarına “ifade özgürlüğüne yönelik suç” gibi bir tanımı ya belli başlı bir suç veya bir ağırlaştırıcı faktör olarak yansıtmalarını tavsiye ettikleri de hatırlatıldı. (BİANET)


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin