64 gazeteci için 64 karanfil

TGC'nin Adalar Belediyesi ile birlikte düzenlediği 'Türkiye'de Gazeteci Olmak' konulu panel Heybeliada'da düzenlendi.

Google Haberlere Abone ol
64 gazeteci için 64 karanfil

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ( TGCAdalar Belediyesi ile birlikte Heybeliada'da “Türkiye’de Gazeteci Olmak- Gazeteci Ölmek” konulu bir forum düzenledi. Forumun açılışında konuşan TGC Başkanı Turgay Olcayto, "Gazeteciliğin gereği olan muhalefet hakkını kullandıkları anda ya patronaj kesiminden ya da yukarıdan gelen talimatlarla kendilerini kapının önünde buluyorlar. İnadına gazetecilik yaparak halka gerçekleri, doğruları anlatmaya çalışıyorlar" diye konuştu.



Konuklar, öldürülen ve tutuklu olan 64 gazeteci için denize karanfil bıraktı. Ardından Bilgesu Erenus Nazım Hikmet’in “Hava Kurşun gibi” eserini seslendirdi.  Foruma TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcıları Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Niyazi Dalyancı ve Ahmet Özdemir, TGC Yönetim Kurulu Üyeleri Göksel Göksu, Kamil Masaracı,  Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü İstanbul Temsilcisi Erol Önderoğlu, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Ahmet Tan,  Ataol Behramoğlu, Hilmi Hacaloğlu, Mihail Vasiliadis, Şükran Soner, Uğur Güç, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, Yasemin Arpa’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Forumda, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü konusunda yaşanan problemler ve gazetecilerin sorunları ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto ve Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu yaptı.

 

TGC Başkanı Turgay Olcayto:  İktidarlar gazetecilerin sorunlarına sahip çıkmadı



10 Ocak Çalışan Gazeteciler için önemli bir tarihti. İlk defa gazetecilerin daha rahat koşullar altında çalışması için 10 Ocak 1961’de ilk kez çalışan gazeteciler için 212 Sayılı Yasa çıkmıştı. O tarihten bu yana onca yıl geçti ama gazetecilerin sorularına eğilen hiçbir iktidar çıkmadı. Tersine gazete patronlarının işleri kolaylaştırıldı. Gazetecilik sahada görev yapan; muhabir, kameraman, foto muhabiri arkadaşlar için giderek çok ağırlaştırılan, baskı altında kalan bir meslek olmaya başladı. Günümüzde bunu çok daha ağır hissediyoruz. Arkadaşlarımız işsiz kalıyorlar. Gazeteciliğin gereği olan muhalefet hakkını kullandıkları anda ya patronaj kesiminden ya da yukarıdan gelen talimatlarla kendilerini kapının önünde buluyorlar. Bugünlerde artık kamuoyunda yandaş diye geçen medyada bile çok sayıda insan çıkarılıyor. Gazeteciler bu zor durumdan ancak sosyal medyaya sığınarak, kendi bloglarını kurarak ayakta kalmaya çalışıyor. İnadına gazetecilik yaparak halka gerçekleri, doğruları anlatmaya çalışıyorlar. Böyle bir ortamdayız. Okurların da gazeteciler kadar olmasa da bu işte sorumluluğu var. Medya okuryazarlığı çok önemli. Medyayı dikkatle takip edip cezalandırmak da okurun görevi diye düşünüyorum. 9 Ocak’ta Ankara’ya gittik. Mecliste grubu bulunan parti başkan vekilleriyle görüştük. TGS ile hazırladığımız gazetecilerin sorunlarıyla ilgili özet raporu sunduk. Görüşmeden sonra CHP ve BDP’den iki meclis araştırması verildi meclise. Bunların birer adım olduğunu düşünüyoruz. 8 Ocak Metin Göktepe’nin ölüm yıl dönümüydü. Metin Göktepe’nin mezarı başında düşündüm, tam 18 yıl olmuş... Ve düşünün 18 yıl önce ilk defa Türkiye’de gazeteciler, Metin’in çalıştığı gazete Evrensel, barolar, TGC ve TGS el ele büyük bir çaba gösterdi. İlk defa o dönemde Metin’i döven polisler yargı önüne çıktı. Metin’in işkenceyle öldüğü ortaya çıktı ve o polisler hüküm giydi.



Adalar Belediye Başkanı Metin Farsakoğlu: Basın özgürce çalışabilmeli



Yaşamımız boyunca iktidarların halkın özgürce haber almasının önünü açma yerine halkın özgürce haber almasını nasıl önleriz diye zaman zaman çok ciddi çabalar harcadığı görüyoruz. Özgür basınının çalışanlarını susturmak, gazetecileri öldürmek, işsiz bırakmak, basını yönlendirmek suretiyle aslında demokrasiye uygun olmayan bir tutum ve davranış içinde olunduğunu görüyoruz. Demokrasinin temeli insan haklarıdır. İfade özgürlüğü de en temel haklardan biridir. Gazeteci ifade özgürlüğüne bağlı olarak doğru bir şekilde gerçekleri yansıtmakla görevli. Çağdaş bir toplum olarak, özgürce yaşamak, demokrasiyi içselleştirmek istiyorsak her şeyden önce basının özgürce çalışabileceği ortamlar yaratmak zorundayız. Halkın özgürce haber alması için yaşamlarını kaybetmiş gazetecileri rahmetle, bu uğurda zindanlara tıkılmış gazetecilerimizi minnetle anıyoruz.

 

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş: Türkiye’de basın özgürlüğü işlemiyor



Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in üstlendiği foruma geçildi. Güneş, şunları söyledi:



Türkiye’de son 10 yılda gazeteciler üzerinde baskı giderek yoğunlaştı. Sermaye, siyaset, medya sarmalında emek göz ardı edildi, sansür ve oto sansür gazetecileri mesleklerini yapamaz hale getirdi. Yalnız Gezi olaylarından  bu yana 150’ye yakın gazeteci sadece düşündükleri ifade ettikleri için işsiz kaldılar. Gazetecilerin aldığı ücret ortalaması Türkiye’de yoksulluk sınırının altında. Nitelikli uzman gazetecilerin işsiz kaldığı bir dönem yaşanıyor. Sahada çalışan gazeteci toplumsal olaylarda polisin şiddet uygulamalarına maruz kalıyor ve bu konuda gazetelerinden de destek görmüyor.  Medya savaş bölgelerine gönderdikleri gazetecilerin eğitimini, can güvenliğini, sigortalanmasını sağlayacak koşulları oluşturmakta yetersiz kalıyor. Türkiye’de gazetecilerin çoğunluğu 5953 Sayılı Basın Meslek Yasası dışında çalıştırılıyor.  Merkezi New York’ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesinin (CPJ) 18 Aralık 2013 tarihli raporunda cezaevlerinde en çok gazeteci bulunduran ülkeler arasında bu yıl birinciliği Türkiye aldı. Türkiye’de basın özgürlüğü işlemiyor.



Gazeteci Yasemin Arpa: Öldürülen gazetecileri unutmayalım



Gazeteci olmak ile gazeteci ölmek bıçağın iki ucu gibi… Bu mesleği hakkıyla yapmak isteyenlerin önünde böyle bir sınav var. Ben 20 yıllık gazeteciyim, son 10 yılda gazeteciliğin yapılma biçimi çok değişti. Ocak ayı kıyım ayı oluyor. Yeni yıla beklentilerle giriyoruz, biri buna hakkımız olmadığını düşünüyor ve haddimizi bildiriyor. Susturarak, öldürerek… 90’lı yıllarda öldürerek susturuyorlardı, şimdi cezaevlerine tıkarak, mesleğimizi yapamaz hale getirerek, işsiz bırakarak, koşullarımızı ağırlaştırarak yapıyorlar. Örgütsüz olmamızın bunda payı var. Gazetecilerin sadece yüzde 1 sendikalı… Uğur’suz geçen 21, Metin’siz geçen 18, Hrant’sız geçen 7, Abdi ipekçi’siz geçen 35 yıl. Onları unutmamak için kendimize sorular sormalıyız. Niçin onlar aramızda değil? Öğrenilmesini istemedikleri gerçekler nedir?

 

Gazeteci Ahmet Tan: “Gazeteciler öldürülmüyor, süründürülüyor”



Arkamızda gördüğümüz  “Öldürülen Gazeteciler” tablosu utanç tablosudur. 1974 yılından 2009 yılına kadar buradaki öldürülen çoğu Cumhuriyet’ten meslektaşlarımızı tanıyorum.  Bu listedekiler yazı insanı. Bu ülkeye hiç kötülüğü dokunmayacak faaliyet varsa yazıyla yapılan faaliyettir. Hiçbir meslek grubunun cinayet listesi bu kadar uzun değil. Çünkü söz uçuyor, yazı kalıyor. O yüzden gazeteci öldürmek moda oluyor. Böyle bir mesleği icra etmenin riskini bilerek,  işte atılma pahasına, kadrosuz çalışma pahasına, çalışmaya devam eden, topluma mesaj vermeyi bazen hayatıyla ödeyen gazeteci var. 2009’dan sonra öldürülen gazeteci yok. Moda değişti, gazeteciyi öldürmek değil, süründürmek suretiyle ölüme mahkûm etmek var. Son sözüm. Bütün sorgu filmlerinde ganimetin paylaşılması sırasında kavga çıkar. Şimdi de ülkede bir kavga var. Ganimet dersanelermiş gördük.

  

Şair- Yazar Ataol Behramoğlu: Medya ahlakı ön plana çıkarılmalı



Gazeteciliğin günümüzde pek çok sorunu var. En başta gazetecilerin özlük sorunları geliyor. Gazete emekçileri üzerinde durmamız ve düşünmemiz gerekiyor. Nedir gazete? Gazete genel olarak medyadır. Enformasyon demektir. İnsanlara haber bilgisi aktarmaktır. Bir yazar, şair olarak kaygımı dile getirmek isterim. İnsan eşittir enformasyon değildir; insan daha derinlikli bir şeydir. Bilgi daha çok kitaplardadır. Bilgiyi kitaplardan öğrenmemiz gerekir. Gazeteyle bilgiyi eşit saymak çok yanlıştır. İnsanın sağlıklı gelişmesi için kişiliğinde derinleşmesi için gazeteden çok kitaplara yönelmesi gerekir. Medyanın enformasyon zehirlenmesine engel olmak için medya ahlakının öne çıkarılması gerekir. İnsanları eğitici, duygusal değerlerini yüceltici bir gazetecilik olmak gerekir. Demokrasi bir toplumdaki çeşitli sosyal tabakaların bir mücadele içinde belirli bir denge içinde durmasıdır. Bir süreçtir. Türkiye bu süreçte çok geridedir. Medyayı bundan bağımsız olarak düşünemeyiz. Kimi medya çok kolay satılabiliyor. Bu sistem içinde mücadele eden gazeteler kahraman gazetelerdir.

 

CNN Türk muhabiri Göksel Göksu: Gazetecilere mobbing uygulanıyor



Gazeteciliğin zor yapıldığı dönemlerden geçiliyor. Özellikle bu dönemde kadın gazetecilere uygulanan psikolojik şiddetin (mobbing) etkisinin arttığını düşünüyorum. Kadınların işyerinde ayrımcılık, taciz ve mobbing uğramaları önlenmeli. Mobbingin bir faturası olduğunu düşünüyorum ama şu an önümüze gelmiyor. Kadın çalışan sayısının artışına önem ve öncelik verilmeli. Eşit işe eşit ücret ilkesi uygulanmalı.  Yönetim kademelerinde kadınlara yer açılmalı.  Diğer taraftan sosyal medya nefes aldığımız bir mecra olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal medyada sizler de gazetecisiniz. Sosyal medya, okuduğumuz işittiğimiz medyanın önüne geçti.

 

 

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu: Gazetecilerin cesareti kırılıyor



İlk araştırmam Metin Göktepe’nin ölümüydü. Türkiye Metin Göktepe cinayetinden sonra basın özgürlüğü konusunda gündemden düşmeyen bir ülke oldu. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, 2012 yılında Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda Türkiye’ye 179 ülke içerisinde 154. Sırada yer verdi. Bu sıralamaya etki eden en önemli etkenlerden birkaçı, gerek yazılı gerekse yazılı olmayan sansür mekanizmalarının tüm canlılığı koruması, yazı işlerinde gazetecilerin diken üstünde çalışmalarıdır. Türkiye’de halen Devlet Sırrı’yla ilgili bir kanun yok. Bu koşullar sadece yurttaşı değil gazetecinin de cesaretini kırıyor. Devlet Sırrı Yasa tasarısında devlet sırrının sona erme süresi 75 yıl kadardır. Devlet sırrı olmayıp da gizli belgeler için de süreler 25 yıla endekslenmiş görünüyor.

 

Evrensel Gazetesi Yayın Yönetmeni Fatih Polat: Israrcı gazetecilik geleneği güçlendi



Türkiye Gazeteci Olmak, Türkiye’de Gazeteci Ölmek başlığından bir adım geriye çekildiğimiz zaman ‘Türkiye’de olmak, Türkiye’de ölmek’ gibi bir başlık var. Bizim yaşadığımız gerçeklerin bununla alakası olduğunu düşünüyorum. Günümüzde Türkiye’de gerçek konusunda ısrarcı gazetecilik geleneğinin daha da güçlendiğini düşünüyorum. Gezi Süreci’nde Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın verilerine göre 59 gazeteci işten çıkarıldı ya da ayrılmak zorunda bırakıldı. Gerçekleri yazmalarına, yayınlamalarına izin verilmeyen gazeteciler işi bıraktılar. Bu gazeteciliğin, gerçekleri yazmanın ısrarı olduğunun da göstergesi olduğunu düşünüyorum.

 

32. Gün Programı Yayın Yönetmeni Hilmi Hacaloğlu: Gazeteciler vardır, varolacaktır



Gazetecilerin umutsuz olma gibi bir lüksü yok. Biz her zaman umutlu olmalıyız, her zaman çatlaklardan sızmalıyız.  Gazeteciler bugün çok ciddi baskıyla karşı karşıyalar. Bugün Türkiye’de büyük bir baskı, sansür var. Hepsinden daha önemlisi oto sansür var. Biz metin kaleme alırken patron buna ne der diye düşünüyoruz. Yazamadığımız bilgileri başka arkadaşlarımız aracılığıyla medyaya ulaştırmaya çalışıyoruz.  Bu memlekette gazeteciler vardır, var olacaktır.

 

Apoyevmatini Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis: Ellerimiz temiz mi?



Gazeteci olmak ve gazeteci olduğu için ölmek ya da öldürülmek, kaderin içinde başa gelir. Önemli olan o ölme ya da öldürülme anında ellerimizin temiz olmasıdır. Kalemimizden ileride nefret söylemi olarak nitelendirilebilecek olan bir tek harf düşmemiş olsun… Artık gazeteler halka haber götürmek yerine patronlarına devlet ihalesi götürüyor.

 

Cumhuriyet Vakfı Başkanı Orhan Erinç: İnanmamız gerekiyor



Eskiden yazı işleri müdürleri ya da genel yayın yönetmenleri kendilerini patron vekili saymazlardı. Gazeteci sayarlardı. Örneğin Abdi Bey, Milliyet Gazetesi Genel yayın yönetmeni olduğu dönemde kendisini işçi saydığı için o dönemdeki adıyla İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın bugünkü adıyla Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın başkanlığını yapıyordu. 12 Mart bizden çok şey götürdü. Çalışan gazetecilerin kazandığı haklar ve ifade özgürlüğü konusunda 1961 Anayasa’nın getirdiği ilerlemeyi sağlayan yasa maddelerinin değiştirildi. 12 Mart Öncesine kadar 10 Ocaklar, gazeteciler bayramı olarak kutlanırdı, artık bayram olma vasfını kaybettiği için Çalışan Gazeteciler Günü’ne dönüştü. 24 Temmuzlar da basın bayramı olarak kutlanırdı; o da aynı yıllardan sonra Geleneksel Gazeteciler Günü olarak anılmaya başlandı. Geriye gidişinde en önemli tepkiler gazeteciler ve onların meslek kuruluşları tarafından gündeme getirildi. Hepimizin ortak inancı umutsuzluğa kapılmamak bu zorlukları aşacağımıza inanmaktan geçiyor.



Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Şükran Soner: Gazeteciliğe değil teknolojiye yatırım yapıldı



Türkiye’de Gazeteci Olmak Gazeteci Ölmek başlığı, onuruyla gazetecilik yapılabildiği, gazeteci olarak sağlıklı ölebildiği, öldürüldüğü değil, bir ülkede insan hakları, hukuk devleti düzeni ve demokrasinin geçerli olması gerektiği ilişkisini anlatıyor. Yıllar önce Biz Babıali’den İkitelli’ye göç ettik. Bir başka ülkede gazetecileri halkın dışına atmadılar. Gazeteciler haberin içindeydiler, insanların olduğu yerdeydiler. Gazetecileri sürgün gibi uzak, araçlarla gidilen bir yere göndermek, telefon gazeteciliğine çevirmek, gazeteciliği bitirmekti. Gazetecilik ruhunu bitirmekti… Biz bu süreci yaşarken neden yapıldığını anlayamadık. Türkiye, basın yolundaki yatırımlarla büyümeyi seçti. Biz ofsete batı medyasından önce geçtik. Teknolojiye yatırım yapıldı, insana yapılmadı.Teknolojiye karşı mı olacağız tabii ki hayır; ama insana yatırımdan vazgeçip ofsete geçtiğimizde Türkiye, demokrasisi olan ülkeleri promosyonla kirlenmeyi satan ülke oldu… Çok daha önce kirlendik, çok daha önce kirlettik.



 

TGS Başkanı Uğur Güç: Gazetecilerin yüzde 1'i sendikalı



Gazetecilikte örgütlü olmanın önemi çok büyük. Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC) 2013 Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’na göre 86 gazeteci, yazar ve dağıtımcı cezaevlerinde, en az 36 gazeteci saldırıya uğradı, en az 150 gazeteci işkence, kötü muamele ve darpa maruz kaldı.  En az 20 gazeteci tehdit edildi, fişlendi. En az 16 gazeteci tutuklandı. En az 13 gazeteci hakkında soruşturma açıldı.  En az 44 gazeteci hakkında dava açıldı. En az 64 gazeteci hakkında ceza verildi.  En az 38 gazetecinin haber takibi engellendi.  En az 73 gazeteci işten çıkarıldı.  En az üç yayın organı baskı ve saldırıya uğradı. En 57 yayın yasaklanıp toplatıldı.  En az 29 internet sitesi engellendi. En az 32 yayın sansür ve oto sansüre uğradı. Günümüzde sendikalı çalışan gazeteci oranı yüzde 1’dir. Gelin sendikamıza destek çıkalım, örgütlü olalım”


Sıradaki Haber İçin Sürükleyin