Reklamı Göster ▼
Reklamı Kapat ▲

RANA ALPÖZ: GAZETELERİN KİTAP EKLERİ SADECE OKUR ÜZERİNDE DEĞİL KİTABEVLERİ ÜZERİNDE DE ÇOK ETKİLİ

MEDYATAVA RÖPORTAJ-Sayım Çınar, Alfa Yayınları Yayın Yönetmeni Rana Alpöz ile konuştu. Forbes dergisinin çok kazanan yazarlar listesinde yer alan gazeteci Yazgülü Aldoğan’ın editörlüğünü de yapan Alpöz, bir kitabın satışını belirleyen etmenleri, kitap eklerinin kitap satışlarına etkisini, gazete yazarlığıyla roman yazarlığı arasındaki farkları anlattı…

Siz Alfa Yayınları'nın yayın yönetmenisiniz. Çok satan yazarların kitaplarını yayımlıyorsunuz. Türkiye’deki kitap dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sekiz-on yıldır Türkiye'nin yaşadığı büyük değişim, hatta dönüşüm sürecinden kitap dünyası da nasibini aldı. Yazma ve yazarlık kavramı değişti, yazar olmanın tanımı değişti. Hani bir ara sanatçı sözcüğünün içinin nasıl boşaltıldığından yakınıyorduk. Maalesef şimdi aynı şeyin 'yazar' sözcüğünün de başına geldiğini görüyorum. Bir kitap yazmayı, yayınlanmış bir kitabının olmasını çok farklı sebeplerle isteyenler var, kalemlerini farklı amaçlar için kullananlar da var. Halbuki yazarlık önce yetenek, yaratıcılık, hayal gücü, sonra da emek, sabır, çaba ve süreklilik isteyen bir uğraş. Her şeyden önemlisi yazmak, bir yazarın varoluş biçimi, kendini var etme ve ortaya koyma biçimi. Böyle bir 'derdi' olmayan yazarlar geçici, olanlar kalıcı olur diye düşünüyorum. Bir yazarın çok satması, bir yandan çok okunması, yani 'derdini' daha çok kişiye anlatması, sesini daha geniş kitlelere duyurması anlamına gelirken, bir yandan da çok kazandığı için zamanını ve konsantrasyonunu daha çok yazmaya ayırma şansı elde etmesine olanak sağlar.

 

Popüler kitap yayınlamanın avantajları ve dezavantajları nelerdir? Yazarlarla nasıl bir iletişiminiz var?

Bence burada önemli olan kaliteden ödün verilmemesi.Ben şahsen her kitaba aynı özeni gösteriyorum. Göstermek zorundayım çünkü 1000 adet de satsa, 100.000 adet de satsa o kitabın altında benim imzam var. Yazarlarımla ilgili de aynı şey geçerli. Yayınlanan her kitapta yazarının çok büyük emeği var. Hepsi de bu emeğe sonsuz saygıyı hak ediyor. Tüm yazarlarımla birebir ilişkim vardır. Çoğuyla da dostluğumuz devam ediyor. Çok özel bir paylaşımımız var çünkü. Hepsinin bana güven duymasını çok önemsiyorum. Bu güveni sağlamak ve devam ettirmek için özen gösteriyorum. Benim ellerime teslim ettikleri kitaplarının onlar için ne kadar kıymetli olduğunu biliyorum. Her yazar kendi kitabı çıkarken müthiş bir heyecan ve coşku duyar doğal olarak, benim için bu, yayınladığım tüm kitaplar için geçerli.

 

Geçenlerde Forbes dergisinde yazarlarınızın çok kazananlar listesine girdi. Ülkemizdeki yazarların kazançlarını nasıl buluyorsunuz? 

Evet, listede yer alan yazarlarımız Mümin Sekman ve Yazgülü Aldoğan'ın editörü olduğum için gurur duydum. Yazarların sadece çok dar bir kesimi geçimini sadece yazarak sağlayabiliyor. Hem yazarak geçinen yazar sayısının yükselmesi hem de kazançlarının miktarının daha da artması için Türkiye'de kitap okurlarının çoğalması ve yazarlarımızın yurtdışına açılmaları gerek. Baskı adetleri düşük kaldığı sürece sektörde yer alan hiç kimsenin kazancının fazla yüksek olması beklenemez. 

 

Medyada tanıtımı iyi olan bazı kitapların satışı çok iyi olmuyor. Bu durum iyi tanıtımı olan kitapların her zaman satamayacağını gösteriyor. Bu durumda hayallerle yaşamak sarsıcı şeylere yol açıyor, diyebilir miyiz? 

Bir kitabın çok satması için birçok etken var tabii. Tanıtım bunun bir ayağı. En az tanıtım kadar, hatta daha da önemli olan, bu işin dağıtım ve kitabevi ayağı. Ben yaptığımız işi iğneyle kuyu kazmaya benzetiyorum. Bir kere kitap hazırlanırken çok büyük bir emek veriliyor. Sonra da satılması için. Tek bir kitabın satılabilmesi için öyle çok aşamaların geçilmesi gerekiyor ki. Bir okur açısından düşünün. Kitabın tanıtımını önce herhangi bir TV kanalı ya da gazete/dergide görecek, kitap ilgi alanına girecek, yazarına veya kapağına veya yapılan tanıtımın ne kadar etkili olduğuna bağlı olarak aynı türdeki diğer kitaplar arasından sivrilecek ve okurun dikkatini çekecek. Yer edebilmesi için tek bir sefer görmesi yetmeyecek, birden çok kez ve birden fazla mecrada görmesi gerekecek ki o kitap aklına kazınacak. Kalkıp kitabevine gidecek, cebinde yeterli parası olacak, tanıtımını gördüğü kitabı kitabevinde bulacak ve satın almaya karar verecek. Bir başka tanıtım şekli daha var ki bence daha etkili. Kitabı okuyan ve beğenen kişilerin çevresine tavsiye etmesi. Kitabın satışıyla ilgili yayınevinin ve yazarın hayal kırıklığına uğraması ise tamamen beklentiye bağlı.

 

Alfa'dan önce uzunca bir süre Can Yayınları’nda çalıştınız. Can Yayınları nasıl bir yayıneviydi? Şimdilerde Can Yayınlarını nasıl bakıyorsunuz? 

Can Yayınları benim için bir okuldu. Bu işe oradan başladığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kitaba ve yazara gerçek değerini veren bir kurum. Ambalajından çok kitabın kendisine emek veriliyor orada. İyi kitaplar, çok kaliteli içerikle yayınlanıyor. O nedenle okur tarafından güvenilen bir yayınevi olma özelliğini koruyor.

 

Yayın yönetmenliği yaptığınız Alfa Kitap’tan söz eder misiniz? Yayın politikaları ve basılacak kitaplar üzerinde ne kadar etkili olabiliyorsunuz? Alfa yayınlarında kitaplar nasıl yayımlanıyor? 

Alfa Yayınları'nın yayın yönetmenliğini 2001 yılından bu yana yapıyorum. Yapımız oldukça büyük, yayın yelpazemiz geniş. Hedefimiz her ay 10 ila 15 yeni kitap yayınlamak, birçok kitabımızın da yeni baskısı yapılıyor. Her ay yeni katılan yazarlarla birlikte yüzlerce yazarımız var. Hepsi de özel ilgi ve emek istiyor. Tabii yayın yönetmeni olarak yaptığım işin en önemli kısmı yayın çizgisini oluşturmak ve bu çizgi doğrultusunda kitap seçmek. Yayınlanacak kitapları seçmek için bir sürü katalog gözden geçirilmesi gerekiyor, kitaplar isteniyor, inceleniyor, yazarlarla görüşülüyor, sözleşmeler yapılıyor. Bazı yazarlarımızın editörlüğünü de benim üstlenmem gerekiyor. Yazarlarla ilişkiler, çeviri kitapların anlaşmaları, yurtdışı yazışmaları, kitapların takibi, kapakların yapılması derken bir ayın nasıl geçtiğini anlayamıyorum doğrusu. Bir bakıyorum bir sonraki ay gelmiş ve bir yandan matbaaya gönderdiğimiz kitapların gelmesini heyecanla beklerken bir yandan ertesi ayın kitaplarını hazırlamaya girişiyoruz.

 

Gazetelerin kitap eklerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kitapların satışında kitap tanıtım sayfalarının etkisi oluyor mu? 

Gazetelerin kitap ekleri yeni çıkan kitapların görünürlüğü açısından elbette çok önemli. Her ay yüzlerce kitap yayınlanıyor ve okurun bunların hepsinden haberdar olup hangi kitabı okuyacağına karar vermesi mümkün değil. Kitap ekleri bu açıdan bir eleme yapabiliyor okur adına. Bence kitap eklerinin okurun üzerinde olduğu kadar kitapevlerinin üzerinde de büyük bir etkisi var. Kitabevi de çoğunlukla kitapları bu eklerden takip ederek öne çıkartabiliyor.

 

Gazetecilerin kitaplarına nasıl bir ilgi var? Yazgülü Aldoğan’ın Kiralık Adam adlı romanını okurken neler hissettiniz? 

Yazgülü Aldoğan kitabı bana teslim ederken, "Bu kitabı keyifle ve rahat okunsun diye yazdım," demişti. Ben de aynen bir solukta ve keyifle okudum 'Kiralık Adam'ı. Yazgülü Aldoğan'ın bir roman yazarı olarak müthiş akıcı bir dili var. Bunda gazeteci olmasının payı var mıdır bilemiyorum. Bence kendine özgü olan o dinamizmini hem gazeteciliğinde kullanıyor, hem de roman yazarken. Başarısı buradan kaynaklanıyor. Bir de tabii bir kadın, bir erkek ve aralarındaki tutkulu aşkın öyküsü olunca... Tüm Yazgülü Aldoğan okurları gibi ben de heyecanla yeni romanını bekliyorum.

 

Aşk ve cinsellik konusunda yayımlanan kitaplarının bolluğunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin yayınevinde favori yazarlarınız kimler? 

Aşk da cinsellik de yaşamın keyif veren yanlarından ikisi. Genel olarak kadınların ve erkeklerin sürekli aradığı ama çoğunlukla bulamadığı, o yüzden de sürekli açlığını hissettiği iki şey. Bu tür kitaplara duyulan ilgi, bu arayışın bir sonucu olsa gerek. Bir yandan da aşkı da cinselliği de yaşamdan ayrı düşünmek mümkün değil. Kadını ve erkeği anlatan her kitapta aşkın ve cinselliğin olması kaçınılmaz. Bunun nasıl anlatıldığı önemli. Favori yazarım kim sorusuna yanıt vermem zor, çünkü tüm yazarlarımı yazmam lazım, hepsini sevip beğendiğim için yayınladım.

 

Sizin çalıştığınız grupta çok fazla yayınevi var. Çalıştığınız grupta nasıl bir rekabet oluyor? 

Her markanın kendine göre bir yayın politikası ve farklı yayın yönetmenleri var. Ama sonuç olarak hepimiz aynı kişi için çalışıyoruz. O yüzden de olsa olsa 'tatlı' bir rekabet olabilir aramızda.

 

Türk medyasında “Roman yazarsa başarılı olur” dediğiniz köşe yazarları var mı? İyi romanın ölçüsü nedir? 

Gazete yazarlığı, roman yazarlığı farklı bence. Bir kere gazetecilikte çıplak gerçekler var, romanda ise kurgusal dünya. Gazetecilerin sözcükleri ekonomik kullanması gerekirken roman yazarının sözcüklerle istediği gibi oynama özgürlüğü var. O yüzden bir gazetecinin yazdığı romanı görmeden hiçbir şey söyleyemem. Gazetede yazdıklarından bambaşka bir şey çıkabilir ortaya, daha iyisi ya da daha kötüsü. 'İyi roman nedir?' sorusuna gelince, bu çok kişisel bir soru. Bana göre romanın en büyük işlevi insanın hayal gücünü harekete geçirmesidir. Bunu başarabiliyorsa o roman iyi bir romandır.

 

Sayım Çınar

sayimc@superonline.com

 



Sayfa Derleme Süresi: 1.7413 saniye