Medyatavamedyatava@medyatava.com Medyatava 0212 243 07 10 (3 hat)

HÜRRİYET EKLERİN BAŞINA GEÇEN EMRE İSKEÇELİ MEDYATAVA'YA KONUŞTU: HÜRRİYET AĞIRLIĞI OLAN BİR GAZETE GÜZEL YAZAN DA YILDIZ OLUYOR

MEDYATAVA RÖPORTAJ:Sayım Çınar, Hürriyet’in hafta sonu eklerinin yeni yayın yönetmeni Emre İskeçeli ile konuştu. Emre İskeçeli gazeteciliğe nasıl başladığını, ekler arasındaki rekabeti, Ertuğrul Özkök ve Ayşe Arman’la çalışmanın avantajlarını, Ahmet Arsan’ı ve ekibini anlattı.

09.06.2009 00:00:00

Sizin gazeteciliğiniz nerede, ne zaman başladı? Biraz bundan bahseder misiniz?

- İki kardeştik... Benden 15 ay büyük bir ağabeyim vardı. Berke İskeçeli. Sabah gazetesi dış haberler servisinde çalışıyordu. Aynı dönemde ben de Boğaziçi Üniversitesi’nde ekonomi okuyordum. Berke’nin öyle bir grubu vardı ki; şimdi Milliyet’in ikinci adamı olan Emre Oral, Doğan Burda dergi grubunun en tanınmış şahsiyetlerinden Murat Köksal, Hürriyet’te halen birlikte çalıştığımız Cenk Öz, Vatan’dan İsmail Yuvacan, Güney Öztürk, Ercan İnan... Sabah o dönemde çok iyi bir okuldu anlayacağınız... Sonra o kara gün ve Berke’yi bir trafik kazasında kaybettik. Haziran 1995. O saydığım isimler, ailem kadar yanımdaydı o zor günlerde. O dönemde Sabah Ekonomi Müdürü olan Ercan İnan “Gel ekonomi servisinde muhabir olarak başla” dedi. Başlayış o başlayış... Ben bir bayrağı devraldım aslına bakarsanız.

 

Siz daha önceleri Sabah gazetesi eklerini Orhan Vural ile birlikte yapıyordunuz. Daha sonra Hürriyet gazetesinde çeşitli görevlerde bulundunuz. Şimdi Hürriyet gazetesinin eklerinin başına getirildiniz. Eklerinizde ne gibi değişikler yapmayı düşünüyorsunuz?

- Ne zamandır görüşemiyoruz, çok özledim Orhan ağabeyi... Neyse Sabah 2000 yılında zor bir dönemece girdi bildiğiniz gibi. Dinç Bilgin’in banka işlerinden düştüğü durumun ardından genel yayın yönetmeni Tayfun Devecioğlu’nun insanüstü çabasıyla ve Sabah çalışanlarının büyük gayretiyle iyi gazete yapmaya çalışıyorduk ancak tirajlarda ciddi düşüşler olmuştu. Özellikle hafta sonları neredeyse tirajda hiçbir kıpırdanma olmuyordu. O günlerde Tayfun Bey beni yanına çağırdı ve “Pazarları ek değil iki gazete veriyoruz, diye bir çıkış yapmak istiyoruz. Üzerinde düşün bakalım, eklerin başına sen geleceksin” dedi. Kısa bir süre sonra çıkardığımız Sabah Pazar çok beğenildi ve 300 binlerde seyreden tirajı Pazar günleri ikiye katladı. Gülse Birsel, Haşmet Babaoğlu, Emre Aköz gibi isimlerin yazıları büyük ilgi çekiyordu. Sonra hafta içinde de bir atak yapma ihtiyacıyla aynı ekiple Günaydın’ı hazırladık. Sizin de dediğiniz gibi Orhan Vural ve şu an Akşam’ın ekonomi müdürü olan Levent Ertem ile çok iyi şeyler başardık. Ardından 2002’de Hürriyet’e yazı işleri müdürü olarak transfer oldum. Fikret Ercan, Selim Akçin ve Cengiz Semercioğlu ile Kelebek ilavesini yıllar sonra yeniden hayata geçirdik. Son olarak da Ayşen Gür’ün görevden ayrılmasıyla Ertuğrul Özkök eklerin yönetimini benim devralmamı uygun gördü. Değişiklik konusuna gelince; ne derler bilirsin. “Yeni göreve geldiğinde hiçbir şeyi değiştiremiyorsan, çöp tenekesinin yerini değiştir.” Neyyire Özkan’ın imzasını taşıyan Hürriyet’in eklerinin zaten çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Tabii zaman içinde bazı değişiklikler olacaktır. Bu şimdilik sürpriz olsun. Ama şunu söyleyebilirim: Türk basın camiasının en iyi ekibiyle çalışıyorum.

 

Ekler arasında büyük bir rekabet ve yarış olduğu söylenir. Bu neden kaynaklanıyor? Ekler arasındaki rekabet ana gazeteler arasındaki rekabetten daha şiddetli mi yaşanıyor?

Gazetelerdeki rekabet daha günlük ve zorludur. Ekler arası da durum farklı… Sabah’ta da çalıştığım için biliyorum, olay Hürriyet’in eklerinden daha iyi bir hafta sonu gazetesi yapma çabasıdır. Cumartesi, Pazar, Keyif, Seyahat hep türünün en iyi örneği olmuştur. Hep çok konuşulmuştur, taklit edilmiştir. Tabii bunun rahatlığına kendimizi kaptırmamız söz konusu olmaz. Sizin rakip diye tanımladığınız kişiler, diğer yanda, benim çok yakın dostlarım, sevdiğim insanlar. Kıran kırana değil, olsa olsa tatlı bir rekabet olur aramızda.  

 

 

Büyük medyadaki gazete eklerini nasıl buluyorsunuz? Ana gazeteye sığdırılamayan haberlerin eklerde yer almasına ne diyorsunuz?

- Herkes kendi yayın anlayışına göre, ilgi alanlarına, okurlarının ilgi duyduğunu düşündüğü konulara yer verir eklerde, saygı duyarım. İlginç yazıları, röportajları okuduğumda da “Biz niye düşünemedik” diye hayıflanırım. Sığdırılamayan haberin eklerde kullanılması ise bizim gazetede söz konusu değildir. Eğer hazırlanan haber ekin kimyasına uyuyorsa ekte yayınlanır, gazeteye sığdıramadık diye değil.

 

Eklerinize nasıl bir hazırlık yapıyorsunuz? Haberlerinizin hazırlarken hangi kriterleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

- Arkadaşlarla Türkiye’nin konuştuğu ve Türkiye’yi konuşturacak konular seçeriz. İnsanlara o günkü sohbetleri için konu, merak ettiği dallarda bilgi verebiliyor muyuz, ona dikkat ederim. Yaratıcı ve verimli bir Pazartesi toplantısından sonra tüm eklerin çatısı üç aşağı beş yukarı belirlenir. Editörlerimiz Serhan, İhsan, Savaş ve Banu’yla belirlediğimiz konuları, ayrı bir toplantıda masaya yatırır, nasıl işleyebileceğimizi konuşuruz. Fotoğrafları Sebati koordine eder, görsel olarak da Nilgün ve genç ekibinin eli değdi mi işe, güzel bir yemek hazırlayıp servis etmiş bir şef gibi huzurla arkama yaslanırım.

 

Türkiye’de okur profilini nasıl buluyorsunuz? Sizce insanlar gazetelerin eklerinde neler görmek istiyorlar?

- Ben kafamda birkaç ideal Hürriyet okuru belirlerim gazete yaparken… Bunlardan biri de babamdır mesela. Çok dikkatli bir okurdur ve beni arayıp hatalar konusunda uyarır. “Babamın ilgisini çekecek neler var bu gazetede” diye sorarım kendi kendime… Sonra sanal okur-II’yi koyarım yerine, sonra da sanal okur-III’ü… Cevap tatmin ediciyse hazırladığımız gazete de içime siner.

 

Medyada hep Hürriyet’i model almaya çalışan bir zihniyet söz konusu. Rakiplerinizin sizi model almasının nedeni nedir sizce?

- Sizce?.. En iyi ve en etkili gazete olmamız olabilir mi?

 

Hayatlarına gazete eklerini eklemek istemeyen, gazete eklerinin uzağında bir yaşam sürmeyi tercih eden, gazete eklerini yorucu ve bunaltıcı bulan insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Sıkıcı, tatsız insanlar olduklarını düşünüyorum. Benden uzak olsunlar. Hayatın renklerini getiriyor bu ekler evinize… Bu olumlu da olabilir, olumsuz da. Neye gardını alıyorsun! 

 

Bir gazete ekinde çalışabilmek için güzel ve iyi giyimli olmak gerektiği yönünde bir önyargı var. Sizce bu önyargı ne ölçüde gerçeği yansıtıyor?

- Var mı gerçekten öyle bir önyargı? Moda dergisi yapmıyoruz, ek yayın hazırlıyoruz. Diğer gazetedeki arkadaşlar neler giyiyor, inan bilmiyorum.

 

Eklerinizin kuşkusuz yıldızlarından birisi Ayşe Arman... Ayşe Arman’ın başarısını neye bağlıyorsunuz?

- İnanılmaz bir heyecanla çok çalışmasına… Konular üzerine konuşuyoruz sık sık, hırsı inan bana motivasyon oluyor. Yanılmıyorsam Sanem Altan size verdiği röportajda, “Ayşe, basit soruları çok özendiğim bir netlikle sorar. O basit sorular Ayşe’nin kaleminden çıktığında güçsüz ve basit gözükmez” gibi bir şey söylemişti. Üslubu da çok akıcı Ayşe’nin, konu seçimi de. Okumuyorum diyenin samimiyetinden şüphe duyarım.

 

İslami kesimin hergele çocuğu Ahmet Arsan hakkında ne düşünüyorsunuz? Ahmet Hakan pardon Ahmet Arsan medyada ilgiyle karşılandı. Ahmet Arsan’ la arkadaşlığınız ne düzeyde?

Arkadaş değiliz, tanımıyordum kendisini. Yazısıyla ilgili iki kez telefonda görüştük. Bir gün tanışmak için gazeteye davet ettim. Geleceğini söyledi. Sesi tok bir ses, tipini de tanışınca anlatırım artık. (Gülüyor)

 

Ertuğrul Özkök’le çalışmanın temel kuralı nedir? Ertuğrul Özkök’ü tanımlar mısınız?

Temel kural, Ertuğrul Bey’le aynı gazetecilik heyecanını paylaşmak… Baş döndürücü bir temposu var ama her an gazeteyle ilgileniyor. Sanki klonlanmış… Az uyur, çok okur. Onunla sinema, müzik konuşmak çok eğlencelidir. Okuduğu kitapları ayrıntılı olarak anlatır, okumuş kadar keyif alırsınız. Bir anlamda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Oktay Ekşi, Ertuğrul Özkök, Fikret Ercan, Tufan Türenç’le her gün aynı masada haberleri, hayatı tartışmak meslekten sayılı kişiye nasip olmuştur. Bunlardan biriyim.

 

Son günlerde herkesin artık varlığını kabullendiği “yandaş medya” tanımı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

- Yancılığı sevmem, ne diyeyim ki…

Hürriyet Gazetesi kendi içinde yıldızlarını yaratan bir gazete. Bunu neye bağlıyorsunuz? Yeni yıldızlar bulabilecek misiniz?

Hürriyet ağırlığı olan bir gazete. Geri dönüşümü diğerlerinden çok farklı, haberleri çok etkili... Güzel yazan da doğal olarak, sizin deyiminizle “yıldız oluyor”.  Benim yıldız yaratma gibi bir misyonum yok, iyi gazete yapma gibi bir misyonum var. İmza attığım iş, çok okunsun, konuşulsun, marka olsun isterim. Bugüne dek ilk benim başında olduğum eklerde  yazmaya başlayan pek çok insan var ve halen iyi gazetelerde iyi yazılar yazıyorlar. Ancak bunun çetelesini tutmam.

SAYIM ÇINAR

sayimc@superonline.com


Anahtar Kelimeler:
Aynı Kategoriden:
Medyatava Düsturu
Büyük kurumlarda çıkan RİVAYETLERDEN söz ediyorum. Bilmem kimin başına ne geldiğine dair bir rivayet yayılır; daha da kötüsü günler, haftalar, aylar önce duyduğun bir şeyin doğru olduğunu öğrenirsin. "Yirmi yılını o kuruma vermiş olan Joe Baba işten çıkarılacakmış, ya da hepimizi işten çıkaracaklarmış" gibi, her zaman da doğru çıkar. Charles Bukowski
Sıradan Delilik Öyküleri