16 yıl çalıştığı Sabah'tan ayrılan Şirin Sever yeni adresinde ilk röportajını Özkan Uğur'la yaptı! Özkan Uğur geçirdiği hastalık ile ilgili neler anlattı?

Milliyet Gazetesi ile anlaşan Şirin Sever bugün ilk röportajı ile okuyucu ile buluştu.

16 yıl çalıştığı Sabah'tan ayrılan Şirin Sever yeni adresinde ilk röportajını Özkan Uğur'la yaptı! Özkan Uğur geçirdiği hastalık ile ilgili neler anlattı?

Geçtiğimiz ay Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı Sabah Günaydın'ın ekindeki görevinden ayrılan Şirin Sever Milliyet Pazar ile anlaşmıştı.

Şirin Sever bugün ilk röpartajı ile okuyucuyla buluştu. Sever ilk röportajını ise bir süre önce lenf kanseri tehşisi konan ve sağlığına kavuşan Özkan Uğur'la yaptı.

İşte röportajdan bir bölüm

Çok çok geçmiş olsun... Hastalığınızı atlattığınızı okuyoruz, nedir son durum?

Teşekkürler... Evet, doktorumun söylediği bu; yüzde 99 oranında atlattık. Altı ay süren bir tedavi gördüm ve eylül sonu itibariyle bitti. Normal kontroller sürecek.

 Hastalığınız tam olarak neydi?

Tam ismi foliküler lenfoma. Bu, çok çeşidi olan bir lenf bezi tümörü; 38 çeşidi varmış düşünün! Hızlı, orta seyirlileri de var ama benimki Allah’tan yavaş seyirli olan türmüş. Yani kağnı hızında ilerliyormuş.

Nasıl öğrendiniz hastalığınızı?

Geçen kasımda kasığımda beze şeklinde ufak bir şişme oluştu; zararsız gibi görünüyordu en başta. Zaman geçtikçe o kitle ağrılı bir hale gelmeye başladı, bir ara ağrıdan duramaz hale geldim. Hastaneye koştum, biyopsi sonucunda bir tür lenf bezi tümörü olduğu ortaya çıktı. Sonradan öğrendim, bu bezeler sadece kasıkta olmazmış; koltukaltında, boyunda da oluşur ve yayılırmış.

 Doktorunuzun size ilk söylediği şey neydi?

Dedi ki “Lenfoma!”. “Fakat üzülecek bir şey yok, artık bunun için akıllı moleküler ilaçlar var, direkt hastalıklı hücreye etki edip o hücreyi yok ediyor, diğer organlara zarar vermiyor. Bu hastalıkta en önemli şey erken teşhis ve tedavi. Dolasıyla şansımız yüksek” dedi. Hemen ertesi gün tedaviye başladık, 28 günde bir hastaneye gidip gece kaldım ve damardan ilaç aldım.

Tedavinizi anlatın biraz... Neye dikkat ettiniz, nelerden mahrum kaldınız, neler yasaktı?

Bağışıklık sistemini güçlü tutmak zorundaydım. Kalabalıktan uzak durmam, iyi beslenmem gerekiyordu. Ben eskiden çok az et yerdim, artık haftanın beş günü et, balık, tavuk ve bol bol da sebze yemeye başladım. Her şeyi yiyeceksin, bütün olay bu. Uyku çok önemli, iyi uyumaya dikkat edeceksin. Önceden uyku düzenim rezaletti, gece yarısı sete gidiyordum, sabah 5’te gelip ertesi gün konsere gidiyordum. N’oluyor o zaman? Bünye isyan ediyor. Grip olmamam, mikrop kapmamam gerekiyordu. Bak unuttum mesela, kedimizi sevdikten sonra mutlaka jelimizi sürüyoruz (Tako adlı kedisini sevdiği için, sehpa üzerindeki antibakteriyel jeli sürüyor).

Ailenizle neler yaşadınız?

Eşim, oğlumla Londra’da yaşıyor dört senedir. Eşim duyar duymaz geldi, yanımdan hiç ayrılmadı. Oğlan 18 yaşında, imtihanları da vardı, o çok zorlandı tabii. Ama Skype’tan konuşarak normalize etmeye çalıştık.

 Sorgulamadınız mı hiç “Neden ben?” diye?

Sorgulamadım, bunun sonu yok çünkü. Kader kısmet diyebiliriz

Röportajın tamamını okumak için tıklayınız

Inhouse Reklam, Tanıtım ve İletişim Hizmetleri

Sayfa Derleme Süresi: 1.9485 saniye